1
simyacı

teorik temelleri olmadan, deneme yanılma yöntemiyle yapılan, kimyaya benzeyen, porselen ve yamulmuyorsam barut gibi maddeleri bulmamızı sağlamış hede'yi yapan kişi. ama altını çiziyorum, simya bilim değildir.

bu simyacının kelime anlamıydı, bir de aşırı güzel ve masalsı bir kitabımız var. spoiler başlığında anlatmak istiyorum tamamen. malum, kimsenin keyfini kaçırmayalım. ama merak ediyorsanız nedir bu, eski bir çobanın kişisel menkıbesi uğrun çıktığı yolculukta yaşadıklarını anlatan bir masalımsı kitap. yazarı paulo coelho olup , 1996 da yazılmış ya da basılmıştır. onun anlayamadım pek .

--- spoiler ---

hikayemizin ana karakteri eskiden rahip okulunda okuma yazma öğrenmiş, ama hayatına çoban olarak devam etmek istemiş, okumayı seven ispanyol bir delikanlıdır. bu delikanlı günlerden bir gün rüyasında piramitlerin altında bir hazine görüyor. aslında günlerden bir gün demem yanlış oldu. arka arkaya birçok kez görüyor. sonunda '' eeeh bu ne lan '' diyerek bir çingeneye gidiyor. ve çingene ona '' yürü koçum '' şeklinde gaz veriyor ve bu gazın karşılığında ücret olarak daha bulunmamış hazineden %10 luk bir pay istiyor. eh, delikanlımız ( sanırım adi santiago idi ) kafası karışık bir şekilde koyunlarını kırptırmak için bir şehre gidiyor. şehirde bir rahip kral ile karşılaşıyor. hani şu incilde geçenlerden. dayı buna 2 taş veriyor. urim ve tumim di sanırım. neyse diyor buna hadi hayallerinin peşinden koş. eh delikanlımız da kanıyor bu dayıya, piramitlere doğru yola çıkıyor.

ilk başta afrika'ya geçiyor. burada elindeki tüm parasını çaldırıyor. ve mecburen bir dükkanda çalışmaya başlıyor. bu dükkan sanırım kristal satıyordu. ne dendiği hakkında bir fikrim yok. bilen yazarlar yeşillendirir umarım. her neyse. bu eleman bu dükkanda çalışırken arapçayı öğreniyor ve dükkana renk katıyor. iş yapmayan o dükkan bir anda iş yapmaya başlıyor. uzunca bir süre sonra delikanlımız yola neden çıktığını hatırlıyor ve kişisel menkıbesi uğruna tekrar yollara düşüyor.

bir kervanla mısıra gitmek üzere yola çıkıyor. kervanda bir ingilizle karşılaşıyor. bu ingilizle uzun muhabbetleri oluyor kervanda. malum yol uzun, ve ırkçı ingiliz kardeşimiz avrupalı olmayanlarla pek muhabbete girmiyor. bu ingilizciğimiz hayatı kitaplardan öğrenmiş, bilgileri teorik biri. delikanlımız ise kral rahip'den aldığı öğütler ile hayatı gözlemleyerek öğrenmiştir. zıt karakterler yani. bilgi paylaşımına girişiyorlar ve sonucunda kitapta ilk defa ''simyacı '' kelimesini duyuyoruz. ingilizciğimiz simya yapmak için simyacı adındaki elemanı arıyor. tabii santiago yoluna bakan biri, pek ilgilenmiyor olayla. neyse bunlar şehre varıyor. ingilizciğimiz simyacıyı arıyor, bizim delikanlımız da zaman geçiriyor. çölü falan izliyor. malum, bilgilerini gözlem yaparak geliştiriyor. bir şeyler oluyor, bir olaylar dönüyor, santiago, yani delikanlımız şehre ( vaha'ya) saldırı olacağı kehanetinde bulunuyor. bunu vaha halkıyla paylaşıyor. sonucunda kehaneti tutuyor ve bunu ünvan ve parayla ödüllendiriyorlar. bu sırada ''fatıma'' yani ilerdeki karısı ile karşılaşıyor. önemli değil o kısım. neyse, bu tabi kehanette bulunduğu için simyacının ilgisini çekiyor. ve simyacı bunu buluyor. diyor '' sen misin lan kehanette bulunan düdük '' diyor. tabi bizim delikanlı korkusuzca evet diyince buna kişisel menkıbesini gerçekleştirmesinde destek oluyor. piramitlere kadar eşlik ediyor. neyse bunlar yola çıkıyor, tabi bu olaylar olurken çölde savaş var. bunlar bir ordugahın yanından geçerken bunları alıyorlar içeri. diyorlar ki siz casusunuz. simyacı kardeş '' biz simyacıyız, hatta rüzgara dönüşebiliriz ''diyor ve bu ordunun başındaki arkadaşın ilgisini çekiyor. dönüşün lan cevabını alan santiago uzun uğraşlar sonucu rüzgarla, kumla güneş ile ve en son tanrı ile konuşuyor. aslında tanrı ile konuşmuyor. o kısımda sadece ağlıyor. neyse sonucunda bir fırtına çıkıyor ve santiago çok uzaklarda bulunuyor. sonrasında bunlar tekrar yola çıkıyorlar. simyacı bir yerden sonra '' artık tek başınasın '' diyerek bunu bırakıyor. ve bu arkadaş tek başına yola devam ediyor. piramitlere geliyor. kazıyor kazıyor ve hiçbirşey bulamıyor. bakın kitabın sonunu söyleyeceğim, okuyacak olanlar bu kısmı okumasın. ciddiyim. kitabın bir keyfi kalmaz. neyse, ben analtayım yinede. bu arkadaş yorgunluktan yarı baygın iken bir de haydutlar tarafından öldüresiye dövülüyor. haydutcuğumuz hikayesini dinledikten sonra '' ispanyada bir kilsenin altında bir hazine olduğunu görmüştüm bende. ama gitmedim eheehhe '' diyor. ve santiago evine, eski kileseye döndüğünde hazineyi buluyor.

--- spoiler ---

berbat anlatımımı mazur görün lütfen. ama cidden bu kitap okumadıysanız okumanız gereken güzel bir kitap. hem 200 sayfa bile değildir. bir solukta okuyabilirsiniz. ve pişman olacağınızı sanmam.

  • 0
    spinoza 8 ay önce
    işte nasıl nedir ölmeden okunması gereken genelliklede insanların 10 yaşında okuduğu kitap.
  • 1
    gtaiceteaa 8 ay önce
    Bilerek son 2 -3 sayfasını okumayı bıraktığım kitap. Kişisel menkıbesini arayan adama hâlâ ne oldu bilmiyorum ama kitabı unutmak istemediğim için böyle yapmıştım. Demek ki işe yaramış :)


  • edebiyat

    kitaplar, şiirler, oyunlar ve niceleri. doldurun efenim

    3 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    mahmoud

  • 1-) spoiler olabilecek şeyleri ''-spoiler-''alt başlığı attıktan sonra yazınız ki kimsenin keyfi kaçmasın sayın dostlar.

    sanırım şu anlık tek kural bu .

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...