8
akıncılar
serhad kulu grubunun en önemli birligini akıncılar teskil ederdi. müslüman türklerden meydana getirilen hafif süvari kuvvetlerine verilen bu isim, 500 sene sonra avrupa'da "komando" olarak ortaya çikacaktir.

serhad denilen hudud boylarinda bulunan akıncılar, fevkalade disiplinli bir teskilata sahiptiler. bunlar, atlarla düşman içlerine kadar sokulur, gerek bizzat gördükleri, gerekse düşmandan elde edilen esirler vasitasiyla ögrendikleri bilgileri degerlendirerek önemli bir istihbarat agi kurmuslardi. öncü kuvvetler olduklari için, ordunun kesif hizmetlerini görüyorlardi. bundan baska onlar, düşman topraklarindaki araziyi tedkik ederek orduya yol açiyorlardi. çok seri hareket ettikleri için, düşmanin pusu kurmasina imkan vermiyorlardi. ayrica ordunun geçecegi yerlerdeki mahsulü korumak suretiyle ekonomik bir fayda da sagliyorlardi. akıncılar, esir almak suretiyle bölgede bulunan nehirlerin geçit yerlerini de ögreniyordu. bunun içindir ki akıncılar, esas ordudan dört bes gün daha ileride bulunurlardi. günümüzün motorize birlikleri gibi pek seri ve sür'atli hareket ettikleri için, düşmana karsi dehset saçar ve onlarin maneviyati üzerinde çok etkin psikolojik tesirde bulunurlardi.

islami suurdan kaynaklanan bir ruha sahip olan akıncılarin, ordunun basarisi için yaptiklari akinlarda, pekçok esir aldiklari bir gerçektir. akıncı anlayisina göre savasmak (cihad yapmak) hem dini hem de milli bir vazifedir.

hafif süvari birlikleri olduklarindan, düşman kale ve ordusu üzerine varmayan akıncılar, ordu için yollan açiyorlardi. bu yollarin birkaç yönden açilmasi gerekiyordu. ordunun hedefi olan ülke, hem maddi hem de manevi bir sekilde yipratilmali idi. düsmanin, maddi güç kaynaklari yok edilmeli, ekonomisi ile ordusu hirpalanmali idi. halka korku salip onlarin manevi güçlerini kirmak gerekiyordu. elde edilmesi mümkün olan her türlü gizli bilgi elde edilmeliydi. akıncılarin açtiklari bu yol ve verdikleri hizmetten sonra, padisah veya serdar-i ekrem asil ordu ile gelip harp ederlerdi.

akıncılar içinde devsirme yoktur. bu sinifa, arnavut ve bosnak gibi, osmanlılar vasitasiyle müslüman olanlar da alinmazdi. akıncı olabilmek için osmanlı türkü olmak gerekiyordu. akıncı beylerinin çogu, osman gazi'nin arkadaslari olan maruf komutanlarin çocuklaridir. akıncı beyleri, istediklerini ocaga alir, istemediklerini de almazlardi. bu konuda divan anlari tamamiyla serbest birakmisti. bu yüzden divan, onlarin bu tasarruflarina karismazdi. akıncı ocağı beyleri, genis bir yetkiye sahip ve dogrudan dogruya padişahtan emir alan kimselerdi.

büyük bir kismi, avrupa ve balkan halklarinin dillerini çok iyi biliyordu. bu sebeple sinirlarin ötesinde kendilerine bagli birçok ajanlari vardi. bu ajanlar sayesinde akıncılar, orta avrupa ve ötesi hakkinda günlük bilgileri elde edebiliyorlardi. bu sekilde hareket etmek, onlar için bir zorunluluktu. aksi takdirde girisecekleri akin bir felaketle sonuçlanabilirdi.

her biri ayri bir komutana bagli bulunan akıncı birlikleri, ayri ayri yerlerde ikamet ediyorlardi. on kisilik akıncı birliginin komutanina onbasi, yüz kisilik birlik komutanina yüzbasi, bin kisilik birligin komutanina da binbasi deniyordu. bütün bunlarin üstünde de "akıncı beyi" denilen akıncı komutani vardi ki, buna akıncı sancakbeyi denirdi.

düsman ülkesine yapilan bir akinin, akin adim alabilmesi için o taarruzun akıncı komutanlarinin emrinde olmasi lazimdi. akıncı komutani kendisi sefere istirak etmez, gönderdigi birlik te 100 veya daha fazla kisiden meydana geliyorsa buna "haramilik", 100 kisiden daha az ise buna da "çete" denirdi. hazar zamaninda (harb olmadigi zaman) akıncılar, kendi is ve talimleri ile mesgul olurlardi. düsman ülkesine yapilan akinlar, gelisigüzel degil, bir plan ve program dahilinde olurdu.

rumeli'de ayri ayri ocaklar halinde bulunan akıncılar, komutanlarinin isimleri ile anilirlardi. osmanlılar'in ilk fetihleri zamaninda evrenos bey akıncılari vardi. daha sonra mihalogullari, turhan ve malkoç bey akıncılari meydana çikti. xvı. asır sonlarina kadar söhretlerini muhafaza eden akıncılar, osmanlı fetihlerinde önemli rol oynamislardi. genelde akıncılar, rumeli sinir boylarinda kullanilmakla birlikte zaman zaman anadolunun dogusunda da istihdam edilmislerdir.

savaşlarda basarili olan akıncılara dirlik tahsis edilince timarli akıncılar ortaya çikti. böylece akıncılar, timarli ve vergiden muaf olanlar diye iki gruba ayrilmis oldular. xvıı. asır baslarindan itibaren vergiden muaf olanlar, bazi kadilar tarafindan vergi vermeye zorlanmis görünmektedirler. merkezden gönderilen emirlerle kadilarin bu neviden davranislarindan vaz geçmeleri istenmektedir. nitekim 1014 (1605) senesine ait bir hükümde söyle denilmektedir:

"akıncı taifesinin sakin olduklari yerin kadilarina hüküm ki, kadimu'l-eyyamdan olan sefer-i hümayunuma eser akıncı taifesi sefere estikleri (sene) umumen avanz-i divaniye ve tekalif-i örfiyeden muaf ve müsellem olmak babinda emr-i serifim varid olmus iken, haliya taife-i mezbureye kudat tarafindan tekalif çektirilmekle, sefere ihraç olunmak lazim geldikte taife-i mezbure sair reaya gibi hem tekalif çekeriz ve hem sefere teklif idersiz deyü sefere gitmekte taallul ettikleri ilam olundu. ımdi taife-i mezbure memur olduklari sefere gelüp hizmet ettiklerinden sonra tekalif ile rencide olunmamak ferman olunmustur."

akıncılarin silahlan, bir zirhli gögüslük ve yaka ile mizrak, kalkan ve atlarinin egerine takili basi topuzlu bir bozdogandi. akıncılarin tamami zirh kullanmazdi. bunlarin yiyecekleri ve kaplari da kendileri gibi hafifti. atlarinin egerine asili birer küçük kushane ile yemek islerini görürlerdi. çogu zaman bu tencerede pirinç, kavurma veya koyun pastirmasini pisirirlerdi.

xvı. asır sonlarina kadar bati'da önemli hizmetlerde bulunan akıncılarin sayisi, zaman ve sartlara bagli olarak azalip çogaliyordu. nitekim 1530 budin ve 1532 alman seferinde sadece mihaloglu mehmed bey'in komutasinda 50 binden fazla akıncı vardi.

eflak beyi mihal'in isyanindaki harekatta (1595), vezir-i a'zam sinan paşa'nin tedbirsiz hareketi sonucu adeta mahv olurcasina zayiat veren akıncılar, bundan sonra pek fazla is yapamadilar. gerçi xvıı. yüzyılin ilk yarisi içinde cüz'i bir kuvvetle bazi muharebelerde görünmüslerse de eski kuvvet ve kudretlerine ulasamadilar. bundan sonra akıncılarin vazifesi, tatar ve kirim hani kuvvetleri tarafindan görülür olmustu. varligini ismen de olsa uzun süre devam ettiren akıncılik, 1826 yilinda resmen ortadan kaldirilmisti.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



  • osmanlıyız biz

    Osmanlıyız Biz Anlı da Şanlıda Osmanlıyız Biz...

    7 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    666siyonist666

  • bizans torunlarının girmesi yasaktır.
    dini ve milli değerlere küfretmek yasaktır.


popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...