4
her yanımızı saran bir karabasan; paçozluk!
yüzeyselliğin hüküm sürdüğü, paçozluğun damgasını vurduğu çağımızda,’’etrafta konuşacak insan bulamıyorum’’ diye dert yanan insanların sayısı sürekli artar. ilişki danışmanı olarak karşımıza seren serengil çıkar. ‘tatil için yaşıyoruz’ düşüncesini doğal sanan beyaz yakalı, ibiza’daki köpük partilerine katıldığını göstermek için yıl boyunca çalışır, 12 ayda öder.

kapitalizm, dehasını konuşturarak insanlarda ‘sanal ihtiyaçlar’ yaratır. böylece avmler, satın almaz ise yaşayamayacakmış gibi hisseden insanlar ile dolar. sistem, tüketmeden duramayan, tükettikçe yaşadığını sanan ancak bir türlü mutlu olamayan ‘tüketim toplumunu’ yaratır. bu düzende, susayan insanın önüne tuzlu su konur, içtikçe susar.

işte tam da bu noktada paçozlaşma süreci kendini gösterir. tüketim toplumunda, çarkların sürekliliği için bu eblehleşme olmazsa olmaz yaşanması gereken bir süreçtir.

paçozlaşan insanları, belki de en belirgin ‘gece hayatında’ görebiliriz. masa tutup, göstermelik şişe açan, dans etmeden etrafını kesen yeni model ‘delikanlılar’ ya da ‘antropoz bayımlar’ bu paçozluk sürecinin güçlü temsilcileridir.

ya da beyoğlu’nun bilinen bir mekanında, sahnede önde olmak için birbirinin küpelerini çekerek kavga eden ‘catwalk’ kadınları görebilirsiniz. bodrum’da, tek derdi, bir gece kulübüne tekneden inerek girmek olan insanlar vardır.

memleketin en seçkin yerlerinde yaşayan, sözüm ona bilgili, kültürlü sosyetimiz, her yaz çeşme’nin yolunu tutar, sanat adına tercihleri ise serdar ortaç veya en fazla fatih ürek’tir. rezervasyonlar hızla yapılır, ‘ama çok eğlendiriyor’dur. alaçatı’nın dar ve kalabalık sokağında yürürken, podyumda gibi hissettiren sıcacık bir mutluluktur yaşanan!

derinlikten uzaklaşan, var olmayı tüketerek sağlama yanlışı peşindeki toplum, kültür ve sanatı ıskalarken, paçozlaşmaya daha çok prim verir hale gelir. paçozlaştıkça tüketir, tükettikçe paçozlaşır. tv’lerin gündüz programları paçoz kadın ve adamlarla dolar. dünya başına yıkılsa o halay çekilmeye devam eder.

etraf dalga geçer gibi konuşan başkan, bürokrat, stk temsilcisi, özel sektör yöneticisi ile doludur. paçozlukları, tuhaf bir samimiyet algısı ile iş yapar. aklına geldiği gibi konuşan garip bir kitle neredeyse herşeyi yönetir. mecliste, sokakta, ilişkilerde paçozluk sinsice pusudadır, her fırsatta yapışkan bir samimiyet ile karşınıza fırlar.

paçozluk her yerde, farklı bir ambalajla da olsa yerini alır. mesela bugün iş hayatında, genel bir iş kalitesinde düşüş yaşandığı hissedilir bir şeydir. ortaya çıkan iş kalitesi problemi temel nedeni, paçoz davranışların prim yapması ile üretim verebilme kabiliyetinin kaybedilmesidir.

ya da yabancıların da ilgisini çeken ‘istanbul salaşlığı’nın kültürel ilerleme ile daha ‘rafine’ olması gerekirken, ‘istanbul paçozluğu’ na dönüşmesi de bu sürecin bir parçasıdır.

tatminsiz paçozlar üreten, ürettiği paçozlara, tüketerek mutlu olacağını düşündüren bu sistemin adı ‘hızlandırılmış kapital düzen’dir. su akar, kova bir türlü dolmaz. çünkü kova deliktir.

paçozluk, her yanımızı sarmış bir karabasandır.

fırat devecioğlu


(pi: tūketim kūltūrū içinde sıkışan birey)
  • 2
    sadurra 5 ay önce
    öncelikli olarak yazarın dili çok güzelmiş. gerçekten harika bir anlatımı var.

    yalnız konuyla ilgili benim bir sorum olacak hakim bey. kişinin tükettiği mal da kalite araması onu mutsuz bir tüketici mi yapar? bunu anlamıyorum. kişi farklı fiyatlarda ve farklı dokularda ürünlerin önüne koyulması sonunda bir seçim yapar. ve bu ticarettir. mesele bu kadar basittir. bu ticarete de devlet şu bu herhangi bir güç engel olamaz. çünkü gönüllülük esasına dayalı bir ticaret sistemi vardır. karışamazsın.

    rahatsızlık duyulan konu genel olarak kişinin alışverişe ve tüketime bağımlı hale gelmesi ve bu bağımlılığın onu mutsuz ve çekilmez bir birey yapması. iyi de kardeşim bahsettiğin tüketim bağımlılığını oluşturan etken bireyin yine kendisi. sigarayı hafta bir içen kişi ile her gün 2 paket içen kişi aynı kişidir. tamam sigara da nikotin esaslı bir bağımlı hale getirmesi söz konusudur ama bu bağımlılığı aşacak olan yine bireyin kendisidir. haftada bir keyif için içen adam olduğu sürece sen sigara satışlarını yasaklayamazsın. sanane ki. içen içer içmeyen içmez öyle değil mi? sigaranın toplumun diğer bireylerine verdiği zararı hariç tutarak söylüyorum bunu. hatta daha güzel bir örnek verelim. seks. bağımlılığı bir bireyi çok mutsuz bir hale getirebilir. kişi seksi bir alışkanlık olarak görmeye başlar ve artık zevkten mahrum kalmaya başlar. tüketim için de aynı şey geçerli. şimdi şu soru geliyor. ''iyi de sadu, adam yeni ios9'u çıkarıyor uyumlu olmayan telefonları eleyip yeni telefonların alınmasına teşvik ediyor. insanları zorluyor'' tamam kardeş. ıphone kullanma o zaman? bilinçli bir adam ol kendini ezdirme. mahkemeye ver, olmadı topla tüm mağdurları isyan çıkart. adamı seni zorlayarak kar edeceğine pişman et.

    demek istiyorum ki bireyin kendi sorumluluklarını devlete yüklemesi isteniyor sosyal devlet düzeninde. zaten özel sektöre bu yüzden saydırılıyor. yazar demiş ki, ''dalga geçer gibi konuşan stk temsilcisi özel sektör yetkilisi çoktur.'' özel sektörün ya da stk'nın işleyişini tamamen bireyler belirler. her şey tepkiye bağlı olarak gelişir. sen sert bir tepki verdiğinde özel sektör devlet gibi toma'yı üstüne salamaz. çünkü zarar etmesi söz konusudur. devlet gibi hazinesi yoktur. olsa bile bu hazine vergiyle değil emek karşılığı aldığı parayla oluşmuştur.

    insanlar tüketime bağımlı hale geldi diye çözüm olarak tüketimi sınırlandırmanın bir lüzumu yok. çünkü bu tüketim sınırlandırması bir çok üretici firmayı zarara uğratacaktır. ''üretici firmalar sikimde değil'' diyorsan yarın bir gün çok güvendiğin devlet tüm üretimi ele geçirip seni vergi ineği haline getirirse o zaman görürsün üreten toplumun ne olduğunu.
    sadurra tarafından 5 ay önce düzenlenmiştir.


  • bildiğimi bil

    Bildiklerimiz anlatıyoruz düşündücelerimizi yazıyoruz. ufkumuzu açalım

    8 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    keyiftuccari

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...