2
kürk mantolu madonna

sabahattin ali'nin güzel bir eseridir. her ne kadar sosyal medya üzerinden ergen kızcağızlarımız ile dalga geçilirken kullanılsa da okunması gereken, ön yargıları kenara attıran bir kitaptır. spoiler vermeden üzerinden geçmek gerekirse, ana karakterimizin çalıştığı iş yerinde karşılaştığı bir adamı araştırması sonucunda keşfettiği ilginç hikayeyi bizimle paylaşmasıdır. evet son cümle olmadı ama cidden bu kadar olabiliyor sanırım. şimdi spoiler vere vere, iğrençleşerek anlatacağım.

--spoiler--

ana karakterimiz ( adını hatırlamıyorum ) mevcut işinden ayrılmış ve sokaklara düşmüştür. eski dostlarından birinin kapısını çalmak zorunda kalır ve dangalak bir arkadaşının yanına gider. eleman sonradan görme diğer tüm patronlar gibi kibirli ve insanları ezmekten hoşlanan bir tip. ama arkadaşı olduğu için kahramanımıza bir iş verir ve elinden geldiğince iyi davranır. neyse, elemanımız halinden memnundur o ana kadar. malum iş bulmuş, az da olsa bir maaş almıştır. ama elbette onu huzursuz eden bir durum vardır. iş arkadaşı, ya da oda arkadaşı diyebiliriz, raif efendi denilen adam bu işyerinde ezilmekte, sövülmekte ve hor görülmekteydi. ama raif bey hiç bir zaman bunları aldırış etmemiş, cevap vermemiştir. eh raif efendi dediğimiz adam 60 lı yaşlarında ( olmayadabilir ) ve gencecik çocuktan azar işitiyor. ana karakterimiz bu duruma içerlenir ve bu adamın neden böyle olduğunu merak eder. raif efendimiz zaten ev halkı tarafından da eziklenen bir kişi. evde koskaca 2 eniştesi varken sadece raif efendi ev halkını doyuruyor. diğerleri de çalışıyor ama paraları hep hacılıyorlar. allahlarından bulsunlar. herneyse efenim, ana karakterimiz raif efendiye yakınlaşmak için raif efendi hasta olduğu bir gün ona eşyalarını götürüyor. ve ailesini görüyor. gittikçe bu durum ilgisini çekmeye başlıyor. ve bir gün raif efendinin isteği üzerine ofisindeki çekmeceden bir defter almaya gidiyor. raif efendiye getirdiğinde raif efendi yak onu falan dese bile diretiyor ve okumak için izin istiyor. raif de al diyor, napsın adam hasta hasta bunlamı uğraşacak, veriyor defteri.

 aslında tüm olaylar burada başlıyor çünkü kitabın bütün olayı bu defter. o yüzden defteri size okutuyormuşçasına anlatmaya başlıyorum. her ne kadar bu anlatımımla güzelim eserin içine etmiş olsam da en azından kitabın konusunu anlatabilirim gibi. bir nevi özet.

 her neyse. defterimiz raif efendinin savaş sonrasında ( sanırım birinci dünya savaşı ) almanya'da yaşadıklarını anlatıyor. bu raif denilen arkadaş zengin bir babanın yumuşak oğlu. yumuşak derken ibne değil, ama fazla kırılgan, entel dantel bir tip. neyse, babası bakıyor bu herif dağa çıkacak, direnişlere katılacak ( kuvayi milliye sanırım ) diyor ki '' almanya'ya git sen, sabun falan yapmayı öğren. bir sike yaramıyorsun burada'' diyor ve almanya'ya yolluyor oğlunu. tabii bu bizim raifi sevinidiriyor, çünkü kendisi yarın yokmuşçasına kitap okuyan biri ve o kitaplarda geçen ''şanlı, kültürlü avrupa ! '' yı görmek istemektedir. ulan heyt be diyerekten yola çıkar. ve almanya'ya gider.

almanya'ya geldiği gibi bir otele yerleşiyor ve ilk günlerini, hatta aylarını dil öğrenerek geçriyor. baba parası yiyor ve muhabbet ediyor milletle. yani muhabbet derken, başkaları konuşurken o dinliyor. pek konuşkan biri değil raif. herneyse, bir gün bu raif etrafta boş boş gezerken gözüne bir ilan çarpıyor. 'modern sanatlar sergisi' tarzında bir ismi vardı. tabi iplemiyor başta. ulan bu ne dsfdsfsdf falan yapıyor, yoluna devam ediyor. ama dediğim gibi bu işsiz, boş adam bir gün sıkılıyor ve tekrar boş gezerken bu taşak geçtiği serginin önünde buluyor kendini. eh gelmişim buraya kadar girelim bari diyor ve içeri dalıyor. içerdi tabi entel tipler. bu da tek tek bakıyor eserlere. güzel hoş diyip hızlı hızlı geçiyor. fakat bir resmi geçemiyor. tıkanıp kalıyor. durmaksızın o resmi inceliyor. rahmin edebileceğiniz gibi incelediği bu resim ''kürk mantolu madonna'' portresi. neyse, bu raif denilen herif her gün gelip bu resme bakıyor. çünkü işsiz ve takıntılı biri. her gün sadece bir resim için sergiye geliyor. neyse, yine bir gün bu resmi izlerken kısa etekli, iyi giyimli bir hanım abla buna yaklaşıyor ve '' ne izliyon len aynı şeyi '' diyor. raif de heyecandan '' anama benzettim '' diyor. kız azcık dalga geçip yerine geçiyor. tabii raif bu, utangaç herif o günden sonra bir daha sergiye uğramıyor. günler , haftalar geçiyor. bunun sapık komşusu frau bilmemne sokakta bunu yakalıyor. tabi hanım abla sarhoş. yapışıyor raif'in dudaklara. o sırada bunlar öpüşürken arkadan bir karı geliyor. pardon hanım abla geliyor. ama tam resimdeki hanım ablaya benziyor. raifi görünce sırıtıp yoluna devam ediyor. raif de hızla frau bilmemne'nin kollarından kurtulup kaçıyor.

sonraki gün raif aynı yere gidip aynı saate bekliyor. belki tekrar oradan geçer diye. ve geçiyor da. takılıyor peşine. bu kadın pavyon tarzı bir yere giriyor. ve meğer orada şarkı söylüyormuş. raif diyor '' vay orospu'' ama kalbi yinede '' belki macbur kalmıştır lan '' diyor. sonra hanım abla bunu görüyor. selam veriyor. tabii raif şok. lan beni nerden tanıyor, yoksa öpüşme şeyinimi hatırladı falan diyor. o sırada şarkı bitiyor ve hanım abla raifin yanına yanına geliyor '' niye sergiye gelmiyon len '' diyor. sonra anlaşılıyor ki raifle dalga geçen ve bunun yanında o resmi çizen sanatçı bu hanım abla. neyse bunlar arkadaş oluyorlar. ama bu hanım abla her seferinde '' bak arkadaşızi bak friendzone'sun ''diyor   ama raif vazgeçmiyor, azimle sıçıyor ve duvarı deliyor. 
kusurabkmayın biraz atlayarak anlatıyorum ama cidden uzun bir içerik oluyor. ve yazarken sıkıldım. siz okuyucuları düşünüyorum bir de ...

neyse, bir yılbaşı gecesi bu raifle hanım abla içmeye gidiyorlar. hayvan gibi içiyorlar ve eve gidince de sevişiyorlar. sabah hanım abla raifi kibarca reddediyor, seni sevmiyorum diyor ve raife siktir çekiyor. kız bu arada hastalanıyor ve haftaalrca hastanede kalıyor. raif hastane bahçesinde bekliyor o süre zarfında. haftalar sonra kız taburcu oluyor. biraz konuşuyorlar. bu sırada bir telgraf geliyor '' raif peder öldü türkiye'ye dön'' . eniştesi onu geri çağırıyor ve raif geri dönmek zorunda kalıyor. geri dönmek için tren şeysine gidiyor ve tam tre hareket edecekken hanım abla '' raif bana mektup yaz, ne zaman çağırırsan gelirim '' diyor ve raif türkiye'ye döndükten sonra mektuplaşıyorlar. ama bir süre sonra mektuplara cevap gelememeye başlıyor. raif onu unutmak için ,evleniyor, çocuk yapıyor, çalışıyor. ve yıllar sonra hanım ablanın öldüğünü, ve bir çocuğu olduğunu, üstüne üstlük bu çocuğun frau bilmemnenin yanındaki kız olduğunu öğreniyor. kız hanım abladan ama. frau bilmemneden değil korkmayın. ve kitap bitiyor ...

-spoiler-

benim notum 7/10.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



  • edebiyat

    kitaplar, şiirler, oyunlar ve niceleri. doldurun efenim

    3 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    mahmoud

  • 1-) spoiler olabilecek şeyleri ''-spoiler-''alt başlığı attıktan sonra yazınız ki kimsenin keyfi kaçmasın sayın dostlar.

    sanırım şu anlık tek kural bu .

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...