9
türkiye'den siktir olup gitmek (alıntı)
arkadaşlar başlıkta da belirttiğim gibi yazı alıntıdır. ekşisözlük'te spawner adlı yazara ait. hoşuma gittiği için sizinle paylaşmak istedim. özet geç diyen arkadaşlar sessizce gidebilir.

not: aramızda benim gibi milliyetçi arkadaşlar var. onlar ocak ironisine çok aldırmasın. sevgiler.

kaynak: https://eksisozluk.com/entry/62882457

öncelikle türkiye'den siktir olup gitmek, yurtdışında yaşamak, yeni şeyler öğrenmektir efendim. her gün, her dakika, her saniye yeni şeyler öğrenirsiniz. yabancı bir ülkeye gittiğinizde, özellikle bu ülke yaşadığınız yere hem mesafe hem de kültür olarak uzak bir yer ise ilk dönemleriniz tamamen öğrenmekle geçecektir. mesela yemek siparişi veremeyeceksiniz. ciddiyim. en basitinden burger king-mc donalds gibi klasik mekanlarda bile sistem farklı. kapı açamayacaksınız. gerçekten. geldiğim yerde kapılar türkiye'dekinin tersine açılıp kapanıyor. yani şimdi bunu okuyana kadar kim türkiye'de kapının hangi yöne açıldığına dikkat etmiştir ki? ama buraya gelirseniz farkedeceksiniz. başlarda bu küçük şeylerde çok zorlanacaksınız ama bunlara alışması eğlenceli şeyler. hem kim yeni şeyler öğrenmeyi sevmez ki? birsürü yeni dil öğreneceksiniz mesela. yani öğreneceksiniz derken öyle anadiliniz gibi değil. ama eğer gittiğiniz yer multi-kültürel bir ülke ise en az 8-10 dilde merhaba-nasılsınız-teşekkürler-lütfen gibi kelimeleri öğreneceksiniz. insanlara onların diliyle selam verdiğinizde ne kadar mutlu olduklarını görmelisiniz. yepyeni meyveler sebzeler yemekler yiyecek, öğreneceksiniz. eğer yeni şeyler denemekten zevk alan birisiyseniz çok mutlu ilk bir kaç ay geçireceğinize emin olabilirsiniz.

çok fazla ülkeden çok fazla güzel insanla tanışacaksınız. koreli birisine türk olduğunuzu söylediğinizde gözlerindeki ışıltıya anlam veremeyecek, fransız kişisiyle ülkelerinizdeki patlamaları yarım yamalak ingilizceleriniz, kötü aksanlarınızla tartışıp birbirinize ülkelerinizde geride bıraktığınız arkadaşlarınız aileniz eşiniz dostunuz hakkında teselli vereceksiniz. 19 yaşına kadar deniz görmemiş bir çinliye türkiyede 4 mevsim yaşandığını anlatmaya çalışacak, beceremeyeceksiniz. honduraslı arkadaşınıza türkiyede hala develere binilmediğini kanıtlamaya çalışacak, bunu becereceksiniz. daha da abartıp şilili arkadaşınıza türkiye diye bir ülkenin olduğundan bahsedecek. hatta kendi diliniz olduğunu söylediğinizde şaşırmasına anlam veremeyeceksiniz. faslı arkadaşlarınızla alkol alıp domuz eti yediğinizde suratlarının nasıl değiştiğini göreceksiniz. 105 ülke gezmiş, türkiye'de şırnak'ı ve hakkari'yi bile görmüş bir norveçli ile tanıştığınızda ağzınızın açık kalacak. erdoğan, gülen ilişkisiyle ilgili konuşmaya başladığında türkiye'de tanıştığınız birçok insandan daha iyi yorumlar ve analizler yaptığını göreceksiniz ve ağzınız daha da açık kalacak. iyi veya kötü bir sürü şey yaşayacağınız, bir araya geldiğinizde yaptıklarınızı anlatırken bir fransız, bir ispanyol, bir amerikalı, bir brezilyalı, bir çinli, bir tayvanlı diye başlayacağınız fıkra gibi arkadaşlarınız ve hikayeleriniz olacak. ve en güzel kısmı bu güzel insanlar size hiçbir kitap, film ya da internet ortamının katamayacağı şeyler katacaklar.

siyasetten uzak kalacaksınız. o kadar uzak kalacaksınız ki günler sonra tesadüfen malum kişinin sesini duyduğunuzda garipseyeceksiniz. türkiye'de aslında her gün bize gazeteler, internet siteleri, sosyal medya, televizyon ve daha niceleri tarafından sürekli siyasi bir baskı olduğunu farkedeceksiniz. 8 yaşında ilkokul çocuklarından 80 yaşında ölüm döşeğinde herkesin siyaset konuştuğu bir yerde yaşıyorsunuz sonuçta. yaşadığım yerde 1 ay sonra ülkenin en büyük seçimi var ve inanır mısınız 1 aydır orda burda adaylara yapılmış 3-5 küfürlü tişört ya da adayın suratının resmi olan tuvalet kağıdı hariç hiçbir şey görmedim. onlarda eğlenceli zaten. gördüğünüz siyaset içeriği sadece ülkenizi takip ederken okuduklarınızdan ibaret olacak. tabii ki takip edeceksiniz türkiye'yi, en basitinden her gün sözlüğe gireceksiniz. gündemden haberiniz olacak fakat sadece sözlükte okuduğunuzla kalacak. çünkü artık okula gittiğinizde, cafeye oturduğunuzda ya da markette sıra beklerken insanlar siyasetten, patlayan bombalardan, tecavüze uğrayan insanlardan değil; bu gece hangi müzede bedava konser olduğundan, hafta sonu ailesiyle arkadaşlarıyla nereye gideceğinden ya da bu dönem alacağı derslerden bahsediyor olacak. bu belki size bencillik olarak gelebilir fakat bir yerden sonra elinizden gelen bir şey olmadığını anlayıp sizde üzülmemeye başlayacaksınız. ayrıca ne bencilliği canım? hayata 1 kere geliyorsunuz. hayatınızı ülkenin en büyük soygunlarını yapan, ülkenin en büyük terör örgütünü kendi eliyle büyüten, orta doğunun en güçlü terör örgütünü gizli yardımlarla besleyen ve üstüne üstlük oyunu arttıran bir devlet adamının olduğu ülkenin insanlarının hayatını güzelleştirmeye çalışarak harcamanın manası yok. buraya gelişim tam darbe olaylarından 1 ay kadar sonra oldu ve gelmeden önce çevremden söylenen şeyler yüzünden resmen alabileceğim en erken bileti aldım. olabildiğince az akraba ile görüştüm ve kaçıp geldim. insanların gerçekten büyük bir kısmı yurtdışına çıkan herkesin ajan olacağını sonra ülkeye gelip devleti düşürmeye çalışacağını falan sanıyor cidden. siyasetten uzak durmak en iyisi. her anlamda.

yeter bu kadar iç karartıcı şey, biraz daha yurtdışında yaşamın aslında ne kadar kolay ve güzel olduğundan bahsedeyim. mesela burada istisnasız herkes göz göze geldiği kişiye selam verir, göz kırpar, hal hatır sorar. tanıyıp tanımamak önemli değil. kim olursa olsun. bunu türkiye'de de yapıyordum ben. cevap alabildiğim tek grup 2-8 yaş çocuklardı. onun haricinde ya tacizciymiş gibi bakıyor insanlar ya da hayırdır birader moduna giriyor. inanmıyorsan yarın çıktığında dene sonuçları kendin gör (bunu herkesin birbirini tanıdığı 3000 kişilik vilayette yapıp herkes bana da gülüyor deme tamam?) neyse, burda sokağın ortasında deliler gibi öpüşen çiftler, sesli gülen kadınlar (sonuçta haram mı değil mi sorgulayan insanlar yok), denize hiç de yakın sayılmayacak çimenlik alanda bikinili, şortlu yatıp güneşlenen kadınlar ve erkekler görebilirsiniz. sokakta el ele yürüyen öpüşen gay-lezbiyen çifler görürseniz de çok normal. hatta çok tatlılar lan. mesela plajlarda sabah koşusunu yapan insanlar görürsünüz buralarda. biride benim bunların. şimdi aklınıza böyle filmlerdeki gibi eve geldiğinde kravatını gevşetip viskisini koyan insanlar gelebilir ama öyle değil. sabah sporu yapmak için zengin, varlıklı birisi olmana gerek yok. mesela kendimden örnek verecek olursam; sabah 6 da kalkıp otobüsle sahile gidiyorum, 30-40 dakika koştuktan sonra okulumla sahil arasında kalan spor salonuna yürüyorum ve 30-40 dakika da spor yaptıktan sonra duşumu alıp yakındaki parka gidip çimlerde oturarak evde hazırladığım sandviçi yiyip okula doğru yürüyorum. öğlenci olduğum için saat 1 de dersim başlıyor. o arada kalan 1-2 saatimde de ödevleri falan halledip derse giriyorum. yani baktığın zaman şunun maliyeti bana 1 dolar otobüs, 2-3 dolar sandviç malzemesi*, ayllık 30 dolar da spor salonu parası(günlük 1 dolara geliyor o da). burda saatlik çalışma ücretinin öğrenciler için ortalama 10-15 dolar arası olduğunu düşünürsek, hiç de zengin olmaya gerek yok değil mi? türkiye'de lüks olan çok ama çok fazla şey burada insanlar için normal. mesela canının sıkıldığında 4000-5000 dolara aldığın (burada part-time çalışıp para kazanan birisini ele alırsan 3 maaş civarı eder.) jetta, passat, accord, fiesta, focus, corolla gibi klasik orta seviye arabanla, şehrin en iç kısmında otursan bile 40 dakika uzaklıktaki plaja gidip saatlerce oturabilir. hatta bazı plajlarda ateş yakabilir, 5-6 dolar ( 30 dakikalık çalışma parası) ile 6-7 tane bira alabilir stres atabilirsin.(türkiyede 6-7 biranın en ucuzundan 35-40 lira olduğunu ve çalışma saatinin de ortalama 7-8 lira olduğunu unutmayın.)(şunu da yazmadan geçmeyeyim, burada verdiğim bütün fiyatlar öğrenci olup part-time çalışırken kazanılan paralara göre yazılmıştır. birisi çıkıp ben saatliği 1390458671 lira kazanıyorum türkiye'yi kötülemeye çalışıyorsunuz rerererörörö diyecek çünkü biliyorum) veya kitabını bilgisayarını alıp saatlerce çalışabilir dinlenebilirsin. bu da lüks değil mesela. bu arada trafik o kadar düzgün işliyor ki buraya geldiğimden beri uyarı korna sesi duymadım desem yeridir. insanlar her yerde oldukları gibi rahat ve sakinler. asla sollama, hız yapma vs gibi durumlar yok. yaşadığım şehirde en az istanbul kadar trafik olmasına rağmen hiç yorulmuyorsunuz çünkü sizi strese yorgunluğa sürükleyen bir iş yapmıyorsunuz araba sürerken. haliyle ne kadar trafikte zaman kaybetseniz de yorulmadığınız için işten ya da okuldan arta kalan zamanını değerlendirebilirsin. istediğin bir sanat müzesini seçip gezebilir, bahçesinde müzik yapan insanların karşısına oturup 6-7 dolara aldığın gayet kaliteli şarabını yudumlayabilirsin ama sigara içemezsin. o ne öyle canım? pöfür pöfür içiyosunuz. ayıp. o yüzden bi çok açık alanda bile yasak sigara. heh ne diyoduk, canlı müzik, bahçe falan. dediğim gibi büyük müzelerin bahçelerinde arkadaşlarınla vakit geçirebilirsin, istersen yeni insanlarla da tanışabilirsin. sadece 'hey' demen yepyeni bir ülkeden yepyeni bir kültürden yepyeni kafa yapısında birisiyle tanışıp arkadaş olman için yeterli olacaktır zira. bu arada bu insanlar çok güzel, çok yakışıklı insanlar olabilirler. çok ünlü olabilirler. çok popüler olabilirler. çok zengin olabilirler. ama asla sizi geri çevirmezler. ortalamanın üstünde güzel olduğu için egosunu yanında ayrıca gezdiren insanlardan göremezsiniz buralarda. ya da ortalamanın üzerinde parası olduğu için görmemişlik yapan hiç göremezsiniz. belki görürsünüz, o da 3. dünya ülkesinden çıkıp gelişmiş ülkelerde statü kazanınca kafayı yiyen klasik tiplerdendir. göz yummak lazım. ha bide tanıştığınız insanların en soğuk olanı bile çok sıcak olacak. bakmayın siz yabancılar soğuk insanlar muhabbetlerine, eğer amacınız kankaaaa, siktim, soktum, vurdum, öldürdüm, dövdüm muhabbetleri yapmaksa, onun bunun dedikodusunu yapmak, arkasından konuşmaksa, yani sıcaklıktan kastınız buysa, üzgünüm çünkü aradığınız insanlar türkiyede yaşıyorlar. buradaki insanlarla birbirinizin özel hayatını konuşamazsınız, çünkü sizinki sizin özel hayatınız, onunki de onun. ne gerek var kurcalamaya? ya da burdaki insanlara sarılamazsınız, tokalaşamazsınız. bu onların soğuk olduğunu göstermez. adamların kültüründe yok olm öyle bi şey. burada koreli bir arkadaşıma vedalaşırken klasik iki yanaktan öpüp sarılmayı gösterdim, biz türkler böyle yapıyoruz diye, o da sınıftan bi kaç kişiye göstermiş. öbür gün sınıfa bi girdim insanlar birbirleriyle bizim usül sarılıyorlar falan. siz yeterki birilerine sıcak olmak isteyin, insanlar karşılığını verir. ha illa daha sıcakkanlı insanlar arıyorsanız, hedefiniz latin amerika olsun. çok tatlılar lan. resmen dans edip, şakalaşıp, sarılıp, öpüşüp dünyayla taşak geçmek için varlar. adamlar mutlu be. fakirliğe yoksulluğa ya da mutsuzluk yaratabilecek her şeye rağmen çok mutlu. herkesin merak ettiği konulardan biri de şu filmlerde görülen kırmızı bardaktan bira içip ot çekip deli gibi eğlenilen partiler var mı? evet var. hatta filmlerde olanlardan daha çılgınları var. her hafta sonu var. istemediğiniz kadar parti var. rahat olun.

dünyanın her yerinde olduğu gibi sizin yaşadığınız yerlerde türkler olacak. onlarla burada kurduğunuz ilişkiler değişik ilişkiler olacak genelde çünkü seni en çok anlayan kişiler onlar. sevsen de sevmesende gurbette yaşadığında türk arkadaşların önemli olacak senin için. başına bir şey geldiğinde yardım isteyeceğin ilk kişi onlar olacak, yardıma ihtiyacın olduğunda danışacakların da onlar olacak. her ne kadar yabancı arkadaş edinmek güzel olsa da mutlaka türk arkadaşlarının da olması gerek. burdaki ilişkiler farklı çünkü. çok güzel şeyler bunlar. çok güzel yerler buralar.

gelişmiş bir ülkede yaşamakla ilgili en sevdiğim şey ise yaptığın işin karşılığını kesinlikle alacak olmanın verdiği özgüven ve çalışma isteği. eğer okuyorsanız, öğretmenlerinizin size sürekli bravo, harikasın, muhteşem, tam istediğim cevap gibi şeyler söylediğini duyacaksınız. sizin özgüveninizi bitirmeye değil tavan yapmaya yönelik çalıştıklarını göreceksiniz. akademisyenlerin aklındaki ortak düşüncenin ne kadar başarılı öğrenci yetiştirirsek ülkeye o kadar katkı sağlar, ülkeye ne kadar katkı sağlarsa bana o kadar katkı sağlamış olur şeklinde olduğunu görüp gerçek milliyetçiliğin ocak denilen yerlere gidip çay-püskevit yapmaktan çok öte bir şey olduğunu anlayacaksınız. okulların en kötüsün en ucuzunun bile en değer verdiği şeyin güzel binalar, gösterişler değil okulun içinde öğrencinin kendisini geliştirebileceği ortamlar yaratmayı amaçladığını görüp türkiye'deki bütçelerinin büyük kısmını güzel binalar yapmaya şatafatlı kampüsler kurmaya harcayan üniversitelere acıyacaksınız. sözde türkiye'nin en özgürlükçü üniversitelerinden biri olan* akademisyeni boyu uzun birileriyle ilgili 3-5 bir şey söylediği için okuldan atan üniversiteden sonra derste akademisyenlerin siyasilerle ilgili konuşmalarını duyup ister istemez değişik hissedeceksiniz. okullar o kadar planlı programlı olacak ki, türkiye'de alıştığınız son dakikacılıktan sonra bu sisteme alışmanız biraz zaman alacak. mesela profesör size tam 2 ay sonra yapacağı dersle alakalı bir müze gezisi söyleyecek ve eğer saati uymayan varsa söylesin değiştirelim saatleri şimdiden diyecek. düşün, 2 ay sonra gezi. adam diyorki saati uymayan var mı? mesela tatil varsa o gün, tatildir. hiç bir öğretmen size tatil ödevi vermez. çünkü tatil amk. tatil ödevi ne di mi ama? eğer okuyan değil de çalışan birisi iseniz iş yerinizdekilerin size sürekli mobbing uygulamadığı, hep güler yüzlü davrandığı, hatta örnek vermek gerekirse garson olarak çalıştığınız mekanda boş bi zamanınızda bulaşıkçı yokken yardım etmek isteseniz bile size bulaşık yıkatmayan, gidip kendi yıkayan patrona sahip olacaksınız. he sahip değil misiniz? basın istifayı çıkın kardeşim. yeni iş çok. çalışmak isteyen bir insanın işsiz kalması imkansız zira. bugün çıkıp 3 gün sonra memnun olacağınız, hakkınız olanı da kazanacağınız iş bulmanız gayet olası. çalışmaktan zevk almaya başlayacaksınız zamanla burada. hele bir de sevdiğiniz, hobiniz olan bir işi yaparak para kazanıyorsanız çok daha fazla zevk alacaksınız. bahaneler üretmeyi bırakacaksınız. türkiye'de uzun zamandır yapmak istediğin ama sürekli bi bahanen olan şeyler vardır mutlaka, heh işte onlar yurtdışında yaşamaya başladığında muhtemelen bir bir yapılacak. çünkü bahane bulmak, tembellik yapmak yerine bir şeyler yapmak gerektiğini sana sürekli aşılayan bir sistem var. bi youtube kanalı mı açmak istiyorsun? aç. insanların bir youtube kanalın olduğunda sana yardım etmek için gösterecekleri çabayı görmelisin. road trip'e mi çıkmak istiyorsun? çık. herkes sana rotan üzerindeki arkadaşlarını yönlendirecek. dj mi olmak istiyorsun? ol. fotoğrafçılık mı? yap. sanatla mı ilgileneceksin? ilgilen tabiki. futbol mu oynamak istiyorsun? oyna kardeşim. her yer çimenlik alan dolu. sörf mü yapmak istiyorsun? yap ulan. en ucuz hobilerden birisi, hiç öyle lüks falan değil. hem herşey için ucuz kurslar var hemde aman yapamam korkun olmasın. olmayacakta muhtemelen. çünkü türkiyede herhangi arkadaşına şunu şunu yapmak istiyorum dediğinde niye sen entel misin? (bu arada geçen gün sözlükte bi entryde görmüştüm, muhtemelen bizden başka hiçbir dilde entel olmak kötü anlamda kullanılmıyordur cidden amk) x olucan da ne olucak? boş boş işlerle uğraşma. tepkileri alırken burada muhtemelen oha çok güzel olur, x'leri hep sevmişimdir, onabunaşuna ilgin olduğunu bilmiyordum, bu çok güzel! falan gibi çok tontiş tepkiler alacaksınız. o yüzden yurtdışına taşındıktan bir süre sonra aynanın karşına geçip bahane üretmek yerine harekete geçen, özgüvensiz davranmak yerine özgüvenli davranan kendinize merhaba diyeceksiniz. hayatınızı gelişmiş bir ülkede medeni insanlarla geçirmek bi çok yönden çok güzel, emin olun.

yazdıklarım fazla tozpembe görünebilir, hiç mi zor yanı yok la bu işin diye sorabilirsiniz. var tabii ki. hemde çok. mesela türkiye'de sevdiklerinizi bırakıyorsunuz. en zoru bu. annenizi, babanızı, kardeşlerinizi hatta bazı durumlarda canınızdan çok sevdiğiniz kız/erkek arkadaşınızı bırakıyorsunuz. ne kadar dik, mantıklı düşünen, duygusal olmayan bir insan olsanız da o uçağa bineceğiniz gün evden çıkıp kapıyı çektiğiniz an her şey ağırlaşmaya başlıyor. aylarca hatta belki yıllarca yapılan planların tatlı telaşı bi anda gerçeğe dönüşüyor ve ciddi manada boğazınız düğümleniyor. çünkü artık gidiyorsun. hayatın boyunca öğrendiğin, bildiğin her şeyi, kurduğun bütün çevreyi, edindiğin arkadaşlıkları, hatıraların olan sokakları, kısacası her şeyi o uçağa binerken arkanda bırakıyorsun. hava alanında seni uğurlamaya gelen sevdiklerini yıllarca öpmeyecek gibi öpüyorsun. son kez sarılır gibi sarılıyorsun, çünkü siktir olup gittiğiniz yer avrupa değilse en fazla yılda 1 kere göreceksiniz onları. belki yıllarca hiç görmeyeceksiniz. hem sizin için hem de geride bıraktıklarınız için her şey artık çok zor. ama eğer canım ülkem, şu boğaz nerede var bee, bi rakı masası kuralımda keyfimize bakalım, kestane olsa da yesek, aç bi sezen de kendimize gelelim kafasında birisi değilseniz bunlar yavaş yavaş atlatılıyor. atlatmaktan kastım aslında birazda duygusuzlaşmak galiba. her gecenin sabahında daha az duygusal birisi olarak uyanıyorsunuz güne. mesela yurtdışında okurken tek kişilik makarna yapmaya alışıyorsunuz. çamaşırlarınızı kendiniz yıkamayı, çarşaflarınızı değiştirmeyi, ev temizliği yapmayı öğreniyorsunuz. bu konuda bizim kültürümüzde genelde evdeki işleri çekip çekiştiren anne olduğu için bunları yapmak çoğu insana zor gelir. biraz el bebek gül bebek yetiştirilir türkiyede çocuklar. özellikle de erkek çocukları. 18-20 yaşlarına kadar çamaşırları annesi tarafından yıkanmış birisinin bir anda kendisi yaşamaya alışması zor olacaktır tabi. o yüzden bunları göze almanız gerek eğer yurtdışında yaşamak istiyorsanız. mesela burda avrupalılarla konuşuyoruz, adamlar 17-18 yaşlarında biriktirdikleri paralarla asyaya-afrikaya backpack ile seyahat ediyorlar. sayıları götümden sallıycam ama türkiyede 17-19 yaş aralığındaki insanların %1'i bile sırt çantasını alıp farklı bir ülkeye gidemez. ciddiyim. ailesi izin vermez, cesareti olmaz, parası olmaz vsvs. bahaneler çokça arttırılabilir. ama gidemez. bahsettiğim gibi zorlukları var ama artıları ve eksileri bir kenara koyduğunuzda yaptığınızın ne kadar doğru olduğuna karar veriyorsunuz kesinlikle. o yüzden ne kadar zor yanları da olsa, eğer imkanınız, fırsatınız varsa kesinlikle yapın bu eylemi.

ha bu arada, en merak ettiğiniz sorunun cevabını da sonra bıraktım: buralarda kızlar teklif ediyor beyler. ciddiyim. hadi yine iyisiniz. erkekler de teklif ediyor bayanlar. hadi yine sizde iyisiniz. herkes birbirine bol bol teklif ediyor.

herkesin bir gün türkiye'den siktir olup gitmesi dileğiyle, sağlıcakla kalın.
  • 0
    gaddarus 2 ay önce
    harbi özet geç bune puvo bari bir çok paragrafa ayır okurken gözlerim şaş olacak gibi oluyor..
    gaddarus tarafından 2 ay önce düzenlenmiştir.
    2
    huseyinargun 2 ay önce
    oku oku değiyo
    1
    gaddarus 2 ay önce
    tamam
    1
    pocari 2 ay önce
    özür dilerim biraderim olduğu gibi aldım ayırmak aklıma gelmedi :)
    0
    gaddarus 2 ay önce
    neyse okucaz artık :)
  • 0
    kaygusuzyazar 2 ay önce
    bu başlıga girilen bütün entryler yasdığımız boku yüzümüze vurmaktadır . tavsiyem kaçacak durumunuz yoksa okuyup ülkeden daha fazla nefret etmeyin :)
  • 0
    huseyinargun 2 ay önce
    çok güzel yazı
  • 0
    aaronbrethorst 2 ay önce
    okudum mükemmel bir yazı herkes okusun
  • -2
    oncugenclik 2 ay önce
    okudum ahh avrupa surdan bir kurtulsam . siyaset konuşmaktan bıktım .zaten bir ülkede sanattan çok siyaset konusuluyorasa o ülke 3.dunya ülkesidir . çok doğru bir yazı , hala durdugumuz yerde duruyoruz yıllardır.
  • -4
    sbb3 2 ay önce
    hayalim amk

    edit: bir comar goruyorum. bu yorumu eksileyen comar. amina kodumun andavallari su insanlarin onda biri kadar iyi niyetli ve durust insanlar olsaydiniz bu ulke bu halde olmazdi. maalesef irk olarak bir sikintimiz oldugunu dusunuyorum artik
    sbb3 tarafından 2 ay önce düzenlenmiştir.
  • -1
    sewecenimlannn 2 ay önce
    gitmek kolaydır zaten olan hep kalana oluyor, sen gidersen ben gidersem bu ülke ne olacak ben hiçbir zaman milliyetçi yada bir tarafa aşırı tapan bu taptığı şeylere asalak olarak kalanlardan değilim. atatürk, kazım karabekir, inönü, fevzi çakmak, kara fatma... bu ve bunun gibilerin düşünceleri taptıkları vatan millet ve anadolu bırakılmaz burda bor var burda atalarımız var falan fıstık derdi yoktu. bizim yaşayabilceğimiz başka bir toprak olmadığı için avrupa'da sığıntısın, slav ülkelerinde(rusya,sırp,kazak..) seni devşircekler nitekim gidin araştırın ''perperolu'' ''tellakollu'' bunlar gibi türkçeye çok yakın soy isimleri var bunların sonu ise ''berberoğlu'' ve 'tellakoğlu'' olarak ortaya çıkıyor. bu zamanında çok fazla yazılı ve görsel eserden kitapdan ansiklobediden isteyen herkese geçmişe dönük döküman verilier sunmaya hazırım.

    arkadaşlar okuyun, okumayın, sevin, sevmeyin ... ne yaparsanız yapın hayat sizin ancak bizim için başka bir memleket başka bir toprak yok. bizden kasıt siz değilsiniz, evlatlarımız, evlatlarımızın evlatlari, evlatlarımızın evlatlarının evladı...

    peki onlar kendilerine ne diyecek slav mı, zigotlar mı, astekler mi, azazil mi diyecekler biz kendimiz için değil hep evlatlarımız için çabalarız oyüzden herkes gidebilir. atatürk büyük taaruz öncesi meclise saldırı emrini sunar. meclisin tek adamı olmasına rağmen en son büyük viyana harbinden beri saldırmamış hep savunma yapmış bu meclis reddetmiştir fakiriz mermimiz yok silah yok halk yorgun demiştir. atatürk söz hakkı istemiş ve o tarihe yazılmış sözleri dile getirmiştir.

    'bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. kimseyi zorla büyük millet meclisi' ne davet etmedim. herkes kararında özgürdür. ben kutsal davaya inanmış bir insan olarak hiçbir yere gitmemeye karar verdim. hepiniz gidebilirsiniz! asker mustafa kemal olarak ben; mavzerimi elime alır, fişekleri göğsüme dizerim. bir elime de bayrağımı alır, elmadağ' a çıkarım. orada tek kurşunum kalana kadar vatanımı savunurum. kurşunlarım bitince değersiz vücudumu bayrağıma sarar; temiz kanımı, kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. ben buna ant içtim."

    gazi mustafa kemal

    oyüzden bende size diyorum siktir olup gitmek de özgürsünüz, sizi buraya biz çağırmadık. ancak benim evlatlarımın ve torunlarımın, soyumun başka vatanı yok o yüzden özgürsünüz gitmek de, ancak ben ve benim gibi vatan millet sevgisi için bilim konusunda çabalayan aselsan mühendisleri öle bilcek kadar seviyorken, finans konusunda ise ekonimi bakanına işleri yanlış yönetiyorsun diyerek yükümlülüklerini uygulamazken cumhurbaşkanı'na ve sivil toplum kuruluşlarına siz işinize bakın ekonomi bizim gözetimimizde herkes işini yapsın diyen türkiye merkez bankasına, askeri konuda darbe yapıldığında devleti yönetme şansı tanındığı halde emir komuta sahibi kuvvet komutanları tutuklu diye emekli orgenarallerin görev komutaya geçmesiyle teröristlerile çatışırken emir komuta üyesi olan diğe generallerin emekli olduğu halde eski üstlerinden gelen emirleri vatanı müdafaa etmek için uygulayarak darbeyi önemiş ve ölüm uğruna ölüme yürüyen vatandaşımız varken siz kimsiniz diye sorarlar insana.

    vatanını seven halkımızın her zorlukta pes etmek yerine bir gün tek vücut olması dileğiyle, sağlıcakla kalın.
    -1
    sbb3 2 ay önce
    bu ulkenin insanlari duzelmez amk. toplu bir sekilde beyinlerine format atilmasi lazim. yolsuzlugun kol gezdigi ve hickimsenin sesini cikarmadigi, insanlarinin cahil ve onyargili oldugu, yeniliklere kapali ve ozgurluge karsi, demokrasiyi ve laikligi ayaklar altina almis, adim adim ortadogu ulkesi olma yolunda ilerleyen ve bundan rahatsizlik duymayan bir ulkeden hicbir sey beklemiyorum. su yila kadar gelebilmesi bile mucize. nefret ediyorum bu ulkeden ve bu ulkenin insanlarindan
    1
    sewecenimlannn 2 ay önce
    umut olduğu sürece yaşamak için bir amaç vardır. benim amacım deniz yıldılarının kıyıya savrulduğunda bir tanesini bile denize atsam yeterli diye bakan biriyim. bir taşı bile yerine soksak yeter benim arkadamdan gelene için 1 deniz yıldızı daha az iş kalmış olur oyüzden pes etmek kolaydır. çabalamak tek gayemiz hayat okadar kolay olsaydı çok zevksiz olmaz mıydı biz cahillikle ahmaklıkla ve riyakatsızlarla savaşmadan hangi savaşı hangi masa başı savaşlarını kazandık he sorarım sana zoru başarmadan zevkli olmadı olmıyacak.

    bana devrimden bahsetmişsin ancak devrim için önce bir gülümseme gerek, sonra birini sevmek gerek. o gülümseme alsında ölümü kabulleniş ölümü uğruna direnmektir. birini sevmek ise ona aşık olduğunda artık yüreğinde yaradan sevgisi dışında, vatan millet sevgisi dışında birde aşkına yer var demektir. tabi bu sevgiler değişebilir ancak ne kadar kalbinde sevgi biriktirirsen çabalaman inancın artar. amacı olan insanlar direnir amacı olan insanlar çabalar amacı olan insanlar savaşır.

    nefret etmiyorum bu ülkeden ve bu ülkenin insanlarından, tam tersi her sabah yürüyüş yaparken gördüğüm esnafa selam verirken karşı selam almak, bazen selam vermediklerinde sıkıntı ney rauf abi demek ve off git başımdan dese bile ona bir çay ısmarlatıp konuşmaktan daha güzel ne olabilir. ne güzel şeysin eyy ülkemin insanları.

    sevmeyenin kalbine acırım sadece kan pompalamaktan başka bir işe yaramayan bir organ pehh ne işe yarar ki o organ yazık valla.
    0
    sbb3 2 ay önce
    deniz yildizlarini denize atmak icin ugrasiyorum ama kendileri gitmek istemiyor amk.

    zevk olmasi icin avrupanin kucuk bir ulkesine siktir olup gitmek yeterli. senin dediklerin sadece kendini avutmak. eger kalip savasirsam ne olacak biliyor musun? hicbir sey olmayacak. bu aptal zihniyete hicbir sey anlatamayacagim. kazanamayacagimi bildigim gereksiz bir savas icin kendi hayatimi mahvetmeyecegim

    eger gercekten bir seylerin duzeleceginden emin olsam olum umrumda olmaz. keske benim olmemle her sey duzelse

    bu ulkeden nefret ediyorum. cahilinden yobazindan tacizcisinden tecavuzcusunden. feminizmi yanlis anlayip erkekleri kole gibi goren kizlarindan. sadece egosuyla yasayan, kendinen baska kimseye deger vermeyen ve bir o kadar da cahil olan kizlarindan. geri kalmisligi iphone kullanmamak sanan ergeninden. turkiye ve dunya sikinde olmayan, butun gun asgari ucretle calisip komunizme soveninden. gelecekle ilgili hicbir plani olmayan neden yasadigini bilmeyen insanlarindan... hepsinden nefret ediyorum
    1
    sewecenimlannn 2 ay önce
    zaman ne zaman beni üzdüğü zaman, yazdım cizdim aman aman , incecik aman aman , sıraya dizdin zaman bizi aman aman

    bak dostum, hep kaçıp yeni bir adım atarken, dibine kadar çileye batıp çıkarken, içine atıp atıp yoluna basıp giderken su gibi akıp geçer zaman. gezdin tozdun aman aman, sazdın sözdün giderek yaşlandın peki ya sonra. off be dediğin zaman aman aman ne olucak ben avunmuyorum. benimkiler gerçekler.
    köpekler istedi diye atlar ölmez seviyorum ben aşığım bu ülkeye ben istanbul sevdalısıyım benim elimden alabilcekleri tek şey canım lakin onlardan alıcaklarım diktatörlükleri, onlardan alıcaklarım paraları, onlardan alıcaklarım adaletle yargılanmaları. kanadım yanık belki affım yok belli yaralarım derin belki seneler kadar açılın geri sabah oldu gün doğdu. ellerim bembeyaz kar gibi ben uğraştım diyebilicem o beyaz ipten yapılmış kefeni nefret etmedim hep sevdim diyicem. çünkü ben senin kadar sevemedim vatanımı çünkü nefret aşktan daha güçlü bir bağ benden daha çok seviyorsun, geceler benim gündüzler senin , pislik benim temizlik sensin.

    eğer daha fazla seviyorsan vesveslerden ve ahları bırak gözlerinden yaşları sil çocuk gibi aglama artık çarpışma zamanı geldi.

    ''muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcut''

    hadi akıtma zamanı geldi ama bu savaş kılıç ve silahla değil. kalem ve kağıtla okuyarak gördüğün her insana bir parça bilgi birikinti tek bir kelime öğretmek için ay ayay dile kolay bir kelime, 40 yıl hatır kahveden daha bereketli daha faydalı bir kelime öğren ve öğret cahilliklerden böyle kurtuluruz.

    eğilme kaçma planları boşver tek bir plan var oda sevdiğini bırakmamak benden daha fazla seven bu sevgisi artık aşkıda geçip nefret olan ey dostum sövenle sövme ama söveni sev sövüyorsa seviyordur demişler.
    daha çok sev ama kaçak güreşme hergün birşey öğren birşey kat bize...
  • 0
    yusufir 2 ay önce
    üç beş dolar da ben vereyim.
    yeter ki;
    "siktir olup gitsinler".


  • hayata dair

    Bu bölümde ibretlik hikayeler ve komik paylaşımları bulabilirsiniz..

    123 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    gaddarus

  • bölüm kuralları

    • bölümü takip etmeyi unutmayınız..!
    • konu dışında paylaşım yapmak yasaktır..
    • reklam amaçlı paylaşım yapmak yasaktır..
    • bölüm ile alakasız paylaşım yapmayınız..başlıklarınızı her zaman ilgili bölüme açınız..
    • küfür ve +18 başlıklar yasaktır..
    • +18 başlıkları +18 içeriği işaretleyerek paylaşınız..

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...