1
said-i nursinin gerçek yüzü
bir siteden alıntı yaptım , herkesin öğrenmesi gerektiğini düşündüm :

hakkındaki en realist ve akademik bilgiyi atsız beğ şöyle kaleme almıştır:

"saîd-i nursî denilen adam, eskiden 'saîd-i kürd-î' diye bir takım risaleler yayınlayan, türkçe bilmez, daha nokta ile virgülün nerede kullanılacağını bilmekten âciz, şafiî mezhebinden bir kürttür. mütareke yıllarında istanbul sokaklarında millî kürt kılığı ile dolaşarak caka yapmıştır. bu cakacı kürt, kendisine "bedîüzzaman" demekte, müridleri de bu adı bir övünçmüş gibi kullanarak şeyhlerini bu adla ululamaktadır. nurculuk nedir? gazetelerde ikide bir görülen nurcular, nur risalesi talebeleri kimdir? aralarında avamdan aydına kadar; mühendis, avukat ve doktora kadar her türlü adamın bulunduğu nurculuk, 'said-i nursi' adında cahil bir kürdün peşine takılmış gafil bir sürü, nur risalesi talebeleri de said-i nursi'nin o çetrefil ve cahil kürt türkçesiyle yazdığı risaleleri, atom fiziği ve einstein nazariyesi okur gibi toplanıp okuyan bir yığın zavallıdır. bedîüzzaman, 'zamanın harikası' demektir. kürt said cidden zamanın harikasıdır. yirminci yüzyıl gibi bir zamanda, bu bilgisizliği ve iptidaîliği ile ortaya atılmakta gösterdiği pişkinlikle zamanın harikası, bundan daha fazla olarak da onbinlerce, belki yüzbinlerce türk'ü ardına takmakta gösterdiği başarıyla tam anlamıyla zamanın bir harikasıdır. zamanın bu harikası kürt said, aslında bir kürt milliyetçisidir. nasıl moskofçular, türk milletini yıkmak için ortaya sosyal adalet ilkesiyle atılıyor, yoksulların davasını benimsemiş görünüyorlarsa, kürt said de ortaya müslümanlık ve kardeşlik çığırtkanlığı ile çıkıyor.

kürtçülük davasını açıkça güdemeyeceği için, türklüğü yıkacak ağuları müslümanlık ve nurculuk diye ileri sürüyor. müritlerine yahut kendi tabiriyle risale-i nur şakirtlerine evlenmeyi yasak ediyor. çünkü evlenip çocuk sahibi olurlarsa, o çocukların kötü ve dinsiz olması ihtimali varmış. tabii, dağdaki kürdün bu büyük ve ilahi (!) buyruktan haberi olamayacağı için, o evlenecek ve kürtler çoğalacak. herkesin sözüne inanan saf türkler ise, büyük mürşidin buyruğu ile evlenmeyecek, böylelikle türk soyu azalacak ve kürt şeyh said'in 1924 de yapamadığını kürt molla said (yani bediüzzaman) kırk yıl sonra yapmış olacak. kadını şeytanın askeri sayarak evlenmeyi yasak eden dinin, zerdüşt dini olduğunu bilmeden koyu müslümanlık adı altında bir nevi mazdeizm yaptıklarının farkında olmayan bu beyinsizler sürüsüne ne demeli? urfa'daki mezarının bir baş belası haline gelmemesi için, söylentilere göre, general mucip ataklı tarafından ortadan kaldırılmasından sonra, bu kaldırmaya inanmayarak kürt said'in oradan uçtuğuna inanacak kadar şuursuz olanlara ne denebilir? milli talihsizlik, akıl hastalıkları kliniklerinde yatması gerekenlerin halk arasında dolaşmasındadır. ciddi tedbirler alınmazsa, bu dini cinnet daha yıllarca sürecektir.

nur risalesi (kendi tâbirleriyle risale-i nur) denilen sayıklama kitapları pek çoktur. beyni örümceklenmiş zavallılar bu sayıklamaları elle yazarak, yahut şapirografi veya taşbasmasıyla çoğaltarak onbinlerce satarlar. bu ticareti yapmak için kasaba kasaba, köy köy dolaşan nurcular vardır. üstelik bunları satarak da sevaba girediğini sanarlar. sözde türkçe olan bu sayıklama kitapları, kürt hamalların fikir seviyesinde yazıldığı için, kimse bir şey anlamaz. anlamadığı için de, onda gizli hikmetler, yüksek gerçekler olduğu kuruntusuna kapılır. bir zamanlar bu sayıklamalardan bana da birkaç tane yollamışlardı. kendimi zorlayarak okuyabildiğim bir tanesinde kürt said radyodan bahsediyor, dünyanın bir ucundan söylenen sözün bir kutudan duyulmasını kutudaki meleklerle açıklıyordu. işte, aşağı tabaka ile birlikte doktor, mühendis ve avukatında şeyhi, piri olan, kendisinden 'efendi hazretleri' diye söz ettikleri kürt said'in seviyesi budur.

fizikten, titreşimden haberi olmayan, müspet bilimin kıyısından dahi geçmeyen bir yobaz, radyo hakkında ancak bu kadar düşünür. fakat bilgisizliğini de anlamaktan aciz olan o kara cahil, bu katmerli bilgisizliğine bakmadan, türkler aleyhinde hüküm çıkarmaktan da geri kalmıyor. nur risalelerinin birinde, ye'cüc me'cüc denen ve dünyayı yok edecek olan korkunç yaratıkların özbek, tatar ve kırgız gibi 'akvam-ı vahşiyye' (yani vahşi kavimler ) olduğunu yazmıştı. sevsinler medeni kürdü! özbek, kırgız ve tatarlar arasında okuyup yazma nispeti % 90'dır ve aralarında atom bilginleri de olmak üzere her bilim dalında yüzlerce uzman ve bilgin bulunmaktadır.

kendisini nurculuğa kaptırmış olan bir avukatla, geçen yıl aramda küçük bir konuşma olmuş, kürt said'te ne bulduğunu kendisinde sormuştum. soruma cevap olarak 'kur'an'ın en güzel tefsirini yapmıştır.' şeklinde bir ifadede bulunmuştu. bu genç avukat eski yazıyı bilmiyor, kur'an'ın şimdiye dek en büyük islâm bilginleri tarafından üç islâm dilinde yapılan tefsirlerinden habersiz bulunuyordu. bunu kendisine boşuna anlatmaya çalıştım. bir kere çileden çıkmış, aklın ve mantığın dışına uğramıştı. bir safsataya tereddütsüz inananla uğraşmak neye yarar? bugün devlete düşen görev, bunun sebeplerini arayıp bularak tedavisini uygulamaktır. bana göre ticanilik, nurculuk, yobazlık, komünizm ve partizanlık gibi hastalıkların sebebi, milli ülküden yoksunluktur. tıpkı normal yemek bulamayan aç çocuğun duvarı yalaması, yerde bulduğu faydasız veya zararlı şeyleri yemesi gibi, bağlanacak büyük bir ülkü bulamayan insanlar, abur-cubur düşüncelere kurtarıcı diye yapışıyorlar. çünkü insanlar, bir fikre bağlanmaya mecburdur. bu istidat insanlığın mayasında vardır. bunu hiçbir kuvvet önleyemez. türkçülük, insanlara hiçbir vaatte bulunmuyor, maddi veya manevi hiçbir şey vermiyor. yalnız 'istiyor'... fedakârlık ve feragat istiyor. nurculuk ise cennet vaadinde bulunuyor. ebedi saadet, cennette köşkler, yemekler, huriler vaat ediyor. kafası işlemeyen, hatta aslında materyalist olanlar, tabii nurculuğu seçecektir. nitekim bunu kendileri de söylüyor: 'türkçülük mezara kadar... ondan sonra ne olacak?' diyor. tabii ondan sonrasını kendilerine kürt said hazırlayacak.

kürt said'in 1327 (= 1909) yılında, istanbul'da vezir hanındaki ikbal-i millet matbaasında basılmış bir eseri vardır. adı: 'iki mekteb-i musibetin şahadetnamesi yahut divan-ı harb-i örfi ve said-i kürdi' dir. kendisinin, said-i kürdi (yani kürt said) olduğunu tasdik ettiği bu eserde, eserin muharriri diye de kendisini yine 'bediüzzaman' diye takdim etmektedir. eserin tabii, yani editörü de 'kürdizade ahmed ramiz'dir. yani dört başı mamur bir eser. bu 48 sayfalık eserin 'hatime' kısmı (44- 48. sayfalar) kürt said'in içyüzünü göstermesi bakımından çok ilgi çekicidir. bunu aynen alıyor ve ağdalı bir dille yazılmış için açık türkçeye çeviriyorum:

ebna-i cinsime burada birkaç söz söymezsem, bence bahs natamam kalır. (ç.n: soydaşlarıma burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis eksik kalır.) 'ey asurîler ve keyanilerin cihangirlik zamanında pişdar, kahraman askerleri olan arslan kürtler! beş yüz senedir yattınız. yeter artık! uyanınız. an sabahtır. yoksa sahra-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. hikmet-i ilahi denilen makine-i âlemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nurani-i ilahinin müessisi olan hikmet-i ilahi ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerratın cazibe-i cüz'iyyeleri gibi bir cazibe-i umumi-i milli teşkili ile kürt gibi bir kütle-i azimi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islamiyye ve osmaniyyenin mevkibinde bir kevkeb-i münevver gibi cazibesini ittiba ile muvazene ve aheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz.'

çevirisi: 'ey asurlular ve ahemenidlerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri ve kahraman askerleri olan arslan kürtler! beş yüz yıldır yattınız. yeter artık. uyanınız. an sabahtır. yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. ilahi hikmet denilen, dünya makinesinin düzeni ve telgraf hattı gibi bütün dünyaya dal budak salan tanrı'nın nurlu kanununun kurucusu olan ilahi hikmet, ezel ufkundan kader parmağını kaldırmış; size emrediyor ki: ayrılık gayrılıkla damla damla dağınık sular gibi boşa giden hamiyet ve kuvvetinizi milliyet fikriyle birleştirip kaynaştırarak zerrelerdeki küçük cazibelerden bir umumi ve milli cazibe teşkili ile kürtler gibi büyük bir kütleyi dünya gibi döndürerek islam ve osmanlı güneşinin mevkibinde parlak bir yıldız gibi cazibesine uymakla muvazeneyi ve umumi ahengi muhafaza ediniz.'

görülüyor ki kürt said, zavallı kürtlere eski asur ve iran ordularının hayali öncülüğünü yaptıracak kadar koyu bir kürt milliyetçisidir ve çapraşık acemi ifadesiyle kürtleri kürt milliyetçiliği fikri etrafında birleşmeye çağırmaktadır. bunun hiçbir tevili, tefsiri yoktur. beyninde ve gönlünde kötü düşüncesi olmayanlar, bu açıklıktan sonra onun bir islamcı değil, bir kürtçü olduğunu kabule mecburdur."
  • 0
    yusufir 8 ay önce
    eksi verende büyük ihtimalle nurcu galiba. bunların birde gav si geylani si var. allah tan önce bundan istiyorlar. buna yanlış yapanı da gavs çarpıyormus. işte kur' anı çocukluktan beri camiler da sadece arapça öğreten zihniyet yüzünden, anlayamadığımız şeyleri okuyarak sevap isledik sanıyoruz. meselâ bunlar; hergun fatiha suresi okurlar, ama içinde geçen 'yalnız sana kulluk eder, yalnız senden medet umarız'' kısmını anlamadan okudukları için giderler turbelerden gavs geylailerden medet umarlar. çocuklarimizi ve kendimizi her zaman tarikatçilarin ulaşamayacağı yerde saklamaliyiz.


  • karışık

    Karışık

    23 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    gaddarus

    oxygen
    tombalaci
    kaygusuzyazar
    ilteris
  • bölüm kuralları

    - bölümü takip etmeyi unutmayınız..

    aklınıza bölüm ismi gelmediyse bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    ekleyeceğiniz bölümü bulamadıysanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    bölüm seçmek istemeden koymak istiyorsanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    başlık fark etmez istediğiniz başlıkta açabilirsiniz..

    - reklam yapmak yasaktır..

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...