13
birisini gerçekten sevmek
sene 2012, çocukluktan gençliğe attığımız ilk adımlardır sanırım.

her gün oturup o dönemin modern bilgisayar oyunlarını oynayan bi çocuktum, okulda 3. olmamın sebebiyle babam güzel bir bilgisayar almıştı bana, son çıkan oyunları oynuyorduk gününüzdeki çocuklar gibi. tipik olarak oturur minecraft oynardım her gün, daha o zamanlar günümüzdeki gibi her çocuğun elinde değildi oyun. vanilla tarzı sağlam insanların olduğu bi türk sunucusu açılmıştı whitelist sistemi, başvuruyla alınan. çavdar soyadlı bi sahibi vardır hatta, gün olur da yazılarımı okuyup benimle aynı sunucuda olanlara selam olsun...

gecemi gündüzüme katar, sürekli bilgisayar oynardım, dinlediğim müziklerde o zamanların kopmalık şarkıları, müzik zevkim olarak hiç bi bilgim yok, youtube'da rastgele playlist açar dinlerdim, sıkılınca da öeeğ baydı diyip kapatırdım playlisti.

her sene olduğu gibi o sene de aile ziyareti olarak hataya giderdik, annemler 8 kardeş ve yarısı oradaydı, soy buluşması hatayda olurdu hep

her gittiğim yere yeni leptopumu da götürürüm, aile akrabaya selam verip wifi şifresini aldıktan sonra direk otururdum meretin başına, o zamanlar ac revelations vardı tabi, aldığım kutulu ilk oyun, bi de istanbulda geçince oyunu bitirmeme rağmen deliler gibi oynuyordum hep

teyzelerimden en büyük 2.teyzem, 3.teyzemin yaşıt olan kız kuzeni ve kardeşiyle dışarı çıkmamı istedi biraz, o içerde televizyon telefon demekten sıkılmış, teyzem de kalk artık şunun başından bakışıyla beni de göndermeye çalışmıştı, tamam dedim bende hadi hava alalım biraz.

oturduğumuz yer uydukent sitesiydi hatayda, ottoman palace falan vardı hatta dibinde yanlış hatırlamıyorsam ismini, şehirden biraz uzakta, bol evli ve dibinde otel bulunan bir sitedeydik.

küçük olan kuzenimi arabada götürürken benimle yaşıt olan kuzenimle laklak ediyorduk, boş, olmasa da olur muhabbetlerdi bunlar her insanın başına gelmiştir.

çevremizdeki en yakın parka gelince oturdum bi süre, yaşıt olan kuzenim küçük olan kuzenimi parkta eğlendiriyordu, bende insanlara dalmış, artık bilgisayara bakmaktan acaba gözlerim bozulmuş mu diye uzaklara odaklanıyorum net görebiliyor muyum acaba diye? bu sırada yanımda bi kız belirdiğini farkettim teni beyaza, saçları da sarıya yakındı, gözleri ela bana yaklaşıyordu, her insanın şöyle bi attığın tanıdık mı değil mi bakışını bende ona attım, ama bana doğru yürümeye devam edince gözlerimi çevirmedim.

'selam' dedi, 'merhaba' diyerek karşıladım. 'nirvana mı dinliyorsun?' dedi ve ben öylece bakakaldım. 'pardon?' dedim ardından 'üzerindeki tişört, nirvana diye bi grubun simgesi' dedi, gözlerimi indirip tişörtüme baktım. nirvana'nın gözleri x gülen dili çıkan bir suratı vardır ya, ta kendisiydi. ve benim o zaman hiç bir müzik bilgim olmadığı için tişörtüme aptal aptal bakıyordum. gözlerimi yine ona doğrultup 'bilmiyordum, öylesine bi yerden hoşuma gittiği için almıştım.' diyerek cevap verdim.

yanıma oturdu, utanmaya başlamıştım çünkü bir kızın yanında nasıl davranacağımı gerçekten bilmiyordum ve rezil de olmuştum zaten. nirvana'yı anlatmaya başladı bana oturdum dinliyorum, smells like teen spirit çalmaya başladı sonra telefonundan. 'en popüler şarkıları bu bilirsin herhalde' demişti, ben ise kafamı sallamıştım mahcup bi yüz ifadesiyle. ardından kuzenim geldi ne oluyor ifadesiyle, kuzenimle tanışırken ismini ilk defa orada söyledi, 'eylül aslı' ben dedi. bana ismini söylememişti bende kuzenime bakıp tanımıyorum bakışı attım. kız kuzenimin bir arkadaşının arkadaşı çıktı eylül, kaynaştılar onlar da baya, sonrasında daha büyük bi çardağın altına geçip sohbetimize devam etmiştik.

o gün bana oldukça fazla kitaplardan, müzikten ve hayattan bahsetti eylül. hayatın sadece bilgisayar oyunlarından oluşmadığını kavramıştım sanırım. ve onun konuşma tarzı bana o kadar çekici geliyordu ki, hani nasıl anlatılır bilmem. demek istediğini hem çok güzel hem de ilginç kelimelerle anlatırdı insanlara.

yaklaşık bir bir buçuk saat sonra ailelerimiz aradı yemeğin hazır olduğunu söyleyerek, eylüle akşam burada mısın diye sordum gerçekten çok enteresan geliyordu bana o, 'sekiz gibi çıkacağım yine, kardeşimle parka gelirim' diyip el salladı, salladım ve eve doğru adımlarımızı atmaya başladık kuzenlerimle. eve vardığımda klasik hatay yemeği katıklı ekmek bekliyordu, üstüne künefe vardı ve tamamen doymuştum. yine her zaman olduğu gibi koştum bilgisayara ama bu sefer oyun oynamak için değildi bu koşuşum. nirvanayı araştırdım, kurt cobain intiharı vs.. kendi ellerimle dinlediğim ilk şarkı da heart shaped box oldu. hala dinleyemem o şarkıyı fazla, yüreğime dokunur.

saat 8'e vurduğu anda evden çıktım tek başıma, teyzeme köpeği gezdirebilir miyim diye sormuştum çünkü 7/24 bilgisayar başında oturan bir insanın birden evden tek başına çıkmasını evdekilerin normal karşılamayacağını biliyordum. köpeği alıp parka doğru yürümedim, koştum.

eylül çoktan gelmiş kardeşini izliyordu sabah gelip oturduğum bankta, yanına oturdum ve yine konuşmaya başladık, o anlatıyor ben dinliyordum konuşması gerçekten o kadar hoşuma gidiyordu ki ya köpeği seviyordum heyecanımdan, yada anlatırken ona bakıyordum her ayrıntısını incelemek için. bir kaç saatlik muhabbetin ardından gitmesi gerektiğini söyledi ve telefon numaramı istedi, o zamanlar whatsapp fazla yok ve normal mesajlaşma kullanıyoruz. dediği anda verdim ve evlere dağıldık. numarasını almadığım için delice mesaj bekliyordum telefonun başında bilmediğim bi numaradan bilgisayar yanımda açık bakmıyorum bile, gözüm telefona kilitlenmiş öyle bakıyorum. aşk mıydı hissettiğim bilmiyorum, yoksa ona karşı inanılmaz bi ilgi mi duyuyordum hiç emin değildim. en sonunda pat mesaj geldi, hayatımda hiç bir şeyde o kadar hızlı yerimden kalkıp telefona sarılmamıştım. ve evet, ondandı! selam yazıp kendisi olduğunu belirtmişti, beynim yanıyordu ve terlediğimi hissetmiştim devam ettik yazmaya, yine konuştuk neredeyse tüm gece...

hatayda yaklaşık 3 hafta kalacaktık ve 1 haftasını çoktan geride bırakmıştık. o günden sonra her gün buluştuk, o kardeşini getiriyordu ben köpeği, o konuşur ben dinlerdim, bi yandan da büyülenirdim ona. son gün gelmişti ve yaşadığımız yere, amasyaya dönecektik ailecek. son buluşmamızda içim buruktu, söylemiştim gideceğimizi ve kollarını açarak iki yanımdan geçirdi. sarılmıştı, ben annemden başka kadına sarılmamıştım hayatımda, birisinin kokusunu içime çekip kollarımı bende kenetleyip teşekkür ettim her anlattığı şey için, köpekle beraber evin yolunu tutmaya başladık, nedensizce gözümden yaş geldi, aşık mı olmuştum? yoksa bana bir şeyler mi oluyordu bilmiyordum. gözümü silip eve girdim ve eşyaları arabaya yükleyerek yolumuza koyulduk. yoldayken de konuştuk bayağı, yola dalıp onunla hayaller kuruyordum, günlük yaşantısını okul hayatını gerçekten çok merak ediyordum.

eve geldiğimizde gözlerim hep telefondaydı mesaj atarsa geciktirmeyeyim diye, geliyordu arada mesajlar cevaplıyordum bende, kucağımda yine leptop vardı ancak bu sefer anlattıklarını araştırıyordum, kendim de bir şeyler bulmaya çalışıyordum öğreniyordum.

yarım yıldan uzun bir süre geçti ve onunla yakın arkadaş olmuştuk bayağı, o yine benden fazla biliyordu ve anlatıyordu hep, yazışı hep ilgimi çekti ve her ne kadar uğraşsam da onun yazdığı tarzda yazamadım, onun bana anlattığı şeyleri ben araştırıp ben eklerdim üzerine, biliyor muydun diyince de eskiden bakmıştım derdim, o da şaşırırdı hep bir kez bile kavgamız dahi olmamıştı.

yaklaşık 9-10 ay sonra bi yakının vefatı üzerine hataya gitmek için yola koyulduk, aileden kimse öyle aman aman üzülecek bir havada değil çünkü fazla yakın olduğumuz birisi değildi. ben ise heyecanlıydım oldukça, eylülü görecektim ben! yakın arkadaşım mı sevdiğim bi bilmediğim o insanı görecektim, ağlayacaktım mutluluğumdan, geldiğimizde direk onunla buluşmak için çıktım evden, gördüğüm gibi sarıldım ve kokusu bedeni aynıydı, hiç bir şeyi değişmemiş beni büyülüyordu, 'hoşgeldin' diyerek karşıladı ve her zamanki muhabbetlerimize daldık ikimiz bu sefer bende anlatıp onu şaşırtıyordum, geçirdiğim en güzel günlerdendi o zamanlar. o gün yanında hissettiklerimi söylemek istedim, yanındayken mutlu olduğumu konuşmasını çok beğenip telefona bile bi hızla koştuğumu anlattım. gülümseyip eğdi kafasını garip bi halle, korktum, ne oldu dedim. 'seviyorsun beni' dedi ve bende garip duygulara büründüm, donup kaldım öyle ona bakarak. 'biliyor musun, benzer şeyleri bende hissediyorum' diyip kafasını kaldırdı. 'ama sevgili olmak istemiyorum, çünkü her aşkın bir sonu oluyor her yerde gördüğüm kadarıyla, ama dostluklar bitmiyor değil mi? hiç biten gerçek dostluk hikayesi duydun mu?' dedi. haklıydı, internette tonlarca sevgili hikayesi vardı ve herkesin mutlaka bi kavgası ayrılığı vardı. onayladım kafamla bozuntuya vermeden, yeniden sarıldı bana. biliyorum ikimiz de seviyoruz birbirimizi, ama sevgili olmak istemiyoruz. bi nevi bitmesini istemiyorduk yaşadığımız bu garip duygunun.

aradan yine bi süre zaman geçti, biz geri döndük o ise yakınımzda samsundaki bi akrabasının yanına beni görme niyetiyle geldi bir kaç kere, evlerinde kaldım. sarıldık, uyuduk gülümsedik sürekli. kendimde değişimi oldukça net bi şekilde hissediyordum. blues tarzı, old but gold şarkılara sarmıştım kendimi. grunge havalarına girmiştim şuan grunge diye arattığımızda çıkanlardan değil yanlış anlaşılmasın. saçlarımı uzatmaya, eylülün isteği üzerine gitar çalmaya bile başlamıştım. eve gidip scorpions, pink floyd, radiohead dinliyordum çılgınlar gibi, giyim tarzım değişmişti, dar paça siyah pantolonlar, bileklikler. konuşma tarzım insanlara yaklaşım tarzım... tamamen değiştiğimin gerçekten farkındaydım.

3 kasım 2013'te hataya tekrardan yola koyulduk. yanımda yine leptopum vardı ama bilirsiniz artık. oyunları hala seviyor oynuyor ama gerçek dünyanın tadından da alıyordum her zaman. vardık, her zaman olduğu gibi sarıldık konuştuk. mutluydum, her şeyden fazla mutluydum o günlerde.

5 gün sonrasında siteden dışarı çıktık ikimiz siteyi bilen vardır aranızda elbette, googlemapsten de görülür diye umuyorum etrafını. çitlerin arasından geçip siteden biraz uzaklaştığımız yerde çimenlere uzanmıştık, ben dizim kırık yatarken o da karnımda yatıyordu ve bu sefer yıldızlardan bahsediyordu bana, küçük ayı, büyük ayı, kutup yıldızı... saat 12yi geçmişti ve aile azarı yemeden dönmek istedik. siteye doğru çayırdan yürümeye başladık, yola geldiğimizde yoldan gidecektik ve biraz önümden gidiyordu eylül, ağaçta garip hışırtılar duydum arkamdaki, sonra iki sincabın ağaca çıktığını gördüm eylüle göstermek isteyip hafiften bağırdım arkasını dönüp baktığında virajdan yamuk dönen bir araba gördüm, tekrar eylül diye bağırdım arabaya dikkat etmesi için ama hepsi için çok geçti, o anları kafamdan silip çıkartamıyorum sözlük, her gün her gece aklıma geliyor o arabanın çarpışı vuruşu. içerisindekiler sarhoştu ve basıp gittiler doğru düzgün süremeyerek. bense koştum eylüle, içimde öyle bir acı oluştu ki koşarken, boğazım düğümlendi ciğerim sıkışmaya başladı, yanına vardığımda sırtının sağ tarafı ve bacağının sağı kanıyordu tamamen kolunda koskocaman yara beni korkutmuştu gördüğümde, direk atletimi çıkarıp karnına koydum, kollarımın arasına alıp siteye koşmaya başladım tüm gücümle. telefonumun şarjı bitmişti, 112'yi arayamıyordum ve onun telefonuna o anın korkusuyla erişememiştim. koşmaya başladım kucağımdaydı eylül, bana bakıp iyi kal demişti son bi kez sonrasında bilincinin kaybolduğunu hatırlıyorum. ağlıyorum tökezliyorum ama kucağımda onunla koşuyorum. tellere geldik o çıktığımız, kucağımda onunla geçmeye çalışırken bende iki kolumu simetrik bi şekilde kestim, kucağımda koşarken canım daha çok yanmaya başlamıştı ve sonunda eve ulaşabilmiştim. kolumda oluşan kan kaybından ve eylülü taşımaktan bitkin düşüp bayılmışım. gözlerimi açtığımda kollarım sarılı hastanedeydim.

kalktığım gibi eylülü aramaya başladım, bayılıp ayılalı 1 saate yakın olmuştu ve mutlaka bi yerlerdeydi, yoğun bakıma koştum ve ağlayan insanları gördüm, annesi ve babasıydı eylülün, bir de küçük kardeşi. durumdan habersiz o bakıyordu bana. camdan son bir kez baktım eylüle, gördüğüm son bakışımdı o. yatıyordu, sedye, kalp atışları, iki elimi cama yaslayıp eylüle son bir kez o zaman bakabildim. sonrasında annesi hepsi senin suçun diyerek suçlamaya başladı beni, her annenin yapacağı hareketti ne olduğunu anlamadan kovdu beni oradan, babası beni bir daha görürse öldüreceğini söyleyerek tehdit etti beni, gitmek zorunda kaldım. haberi ise yarım saat sonra aldım, vefat etmişti, sevdiğim, beni, hayatımı, her şeyimi değiştiren kadını kaybetmiştim. içim patlayacak gibi oldu ve yumruklamaya başladım her şeyi, sağa sola zarar vermeye kendi anneme gidecek kadar gözüm dönmüş ne yaptığımı bilmiyordum. sakinleştirici sıktılar, bayıldım tekrar. uyandığımda ağlamaya başladım. iki gün daha hastanede kaldık. ailesi yüzünden cenazesine bile gidememiştim sevdiğimin, toprağına dokunamamıştım hayatımı değiştiren insanın.

o günden sonra hastalıklarım başladı psikolojik, majör depresif bozukluk, obsesif komplüer bozukluk, insomnia ne ararsan. okulumda bir süre fazla konuşamadım kimseyle, hiç bir kızla günlük cümleler haricinde yakınlaşmadım ihanet saydım kendime. günlerim basit geçiyordu. uyuyamıyordum çünkü rüyalarıma giriyordu. yüzümü sivilceler basmış, bakımsız bir bireye dönüşmüştüm. derslerime yeterince çalışmayıp geçsem yeter kafasındaydım. leptopta oyun dahi oynamıyordum artık.

ilaçlarımı kullana kullana düzelmeye başlamıştım. her ne kadar eskisi gibi olmasa da insanlarla yakınlık kurmaya başlamış ve biraz olsa da eğlenebiliyordum artık. saçımı kısaltmıştım, bu tarz değişikliklerin iyi geleceğini söylemişti psikolog. ama yine de eskisi gibi olmadığımı biliyordum.

bir yıl sonraki yaz tatilinde mezarını bulmuştum. toprağını okşayıp ağlamıştım fazlasıyla, içim burkuluyor toprağını kokluyordum belki bir kez daha alırım kokusunu diye.

farklı bir liseye geçiş yaptım o dönem, 10-11 yıllık tanıdığım dostum vardı onunlaydım sürekli, öğle araları langırt oynar takılırdık beraber. melike diye bir kız vardı sınıfımızda, kıvırcık saçlı, ortalama kilolu ve ingilizcesi gerçekten iyi olan bir kızdı. eylüle benzerdi az çok, müzik oyun zevkimiz birbirine uyardı. aylar sonra melikeye eylülü anlattım, ama eylül demedim aslı dedim ona... ismini bile kıskanırdım eylülün, hep aslı diye anlattım melikeye, beni bakımsız, sivilceli halime tek seven melike oldu, ilk öpüşmemi melikeyle yaşadım. hastalıklarımın çoğunun iyileşmesine yine katkı sağladı melike, melike. eylül'e karşı gelmiştim. sevgili olarak da insan ayrılmadan durabilirdi! ama eylül yine haklı çıkmıştı. aldatmıştı melike beni başka bir çocuğa, insana. ayrıldım, yine bastı garip duygular beni. eylülü özledim, onu istedim kokusunu aradım hep. bulamadım, asla.

şuan 18 yaşındayım sözlük,
hala aynı leptopum, oyunlarım razer ekipmanım yanımda duruyor.
üzüldüğüm, kendimi kötü hissettiğim çoğu gece gökyüzüne, yıldızlara bakıyorum hala.
bir kafede gitar çalıyoruz her hafta, gitar hocamla, istedi diye devam ettirmiştim gitar çalmayı. elektroda solo/lead oldum.
verdiği bileklik 3 yıldır kolumda, en son o bağlamıştı, hiç çıkarmadım.
hala blues dinliyorum dostlar, still loving you çalıyor arkadan, scorpions'tan
o gün son kez taşırken eylülü, kolumda açtığım simetrik yaraların izleri hala duruyor. kalıcılar sanırım
sigara veya alkol kullanmıyorum sözlük, bana iyi kalmamı söylemişti.
şuan axis ii ve insomnia hastasıyım sözlük, tanımca duygularımı kaybediyorum. şimdiden şaşkınlığımı ve sevgi duygumun %70'lik bir kısmını kaybetmişim
ilk tanıştığım gündeki tişört hala dolabımda, son günümdeki de.
saçlarımı tekrar uzattım sözlük, çünkü eylül öyle severdi saçımı.

her gün geçtikçe eylülü daha fazla özlüyorum, kimi şarkıları dinleyemiyorum.

size tek bir mesaj sadece, hayatınızda hep iyi kalın, yaşadığınızı ve dünyanın iyi olduğunu asla unutmayın

ben iyi kalamadım eylül, bana en son öyle demiştin. affedebilecek misin şimdi beni?
  • 1
    afaki 3 ay önce
    üzdün amına koyim. başın sağ olsun kardeşim
    1
    lindeva 3 ay önce
    sağolasın kardeşim, iyi ki varsınız
    1
    afaki 3 ay önce
    sen de iyi ki varsın önünde çok güzel bir gelecek var müzikle ilgileniyorsun sakın kesme devam et sevgilerle
    1
    lindeva 3 ay önce
    hayırlısı olsun bro, seviyorum seni.
  • 1
    namidiger 3 ay önce
    başın sağolsun kardeşim..
    1
    lindeva 3 ay önce
    dostlar sagolsun
  • 1
    omerkusaya 3 ay önce
    yazacak bisey bulamadim. basin sagolsun.
    1
    lindeva 3 ay önce
    o hallerimi atlabildim en azindan, zamanini ayirdigin icin tesekkurler bro, dostlar sagolsun.
  • -8
    pcghost 3 ay önce
    özet yok mu aq
  • 0
    oncugenclik 3 ay önce

    ortalık incisozluk oldu laa , iyi iyi . anancilar olmasa nurdan cikmam valla
  • 2
    truealfa 3 ay önce
    hayatta her şey istediğin yada hayal ettiğin ölçüde gelişmemiş olabilir. daha doğrusu hayat her zaman sana oyunlar oynuyor olabilir. ama hiç beklemediğin anda öyle güzel olaylar gelişir ki bu da hayatın "sen bakarken soyunamıyorum" deme şeklidir. o yüzden hiç bir zaman umudunu kesme güzel kardeşim.
    2
    lindeva 3 ay önce
    kaybetmeyecegimiz tek sey umudumuz degil mi zaten? hep icimizde olup birakmayacak olan? tesekkur ederim dostum vaktini ayirdigin icin, iyi ki varsin.
  • -1
    yondaimehokagesama 3 ay önce
    rakip destan yazdı.
    katliam
  • 2
    urghc 3 ay önce
    yav güzel bitecek derken beynimden vurdun beni be kardeşim. benim pek duygusal zaafım yoktur ama ayrılık çok koyar. kendini onun sevdiği gibi yaşamaya adaman onun anısı için çok önemli. vefat ettiği gün ailesinin söylediği sözleri o durumda yargılayamayız tabii ama sana büyük haksızlık etmişler. müzikle uğraşmaya devam et ve iyi kal. geçirdiğin sıkıntılar çok büyük ve hiçbir zaman tamamen atlatamayacaksın ama güçlü dur. güçlü dur ve mutlu olmaya bak. bunu hak ediyorsun dostum. iyi bak kendine..
    2
    lindeva 3 ay önce

    eyvallah kardesim,iyi ki varsin
  • -2
    sbb3 3 ay önce
    link ver lan. bu olayi senin yasadigina inanmiyorum. nereden copy paste yaptiysan oranin linkini ver amk hirsizi
    1
    lindeva 3 ay önce
    metni istedigin yerden arastir bro, duygu somurusu yapacak degilim size burda
    0
    underneath 3 ay önce
    adamin şu durumunda bile bok çıkartıyorsunuz ya, helal olsun size amk
  • -1
    onion 3 ay önce
    herkes niye eksilenmiş lan :d
  • 1
    pocari 3 ay önce
    şunu okuduktan sonra derdim var diyenin de amına koyayım.

    hayatımda gördüğüm en güçlü insansın kardeşim. allah başka dert vermesin. mutlu ol inşallah. başın sağolsun.
    0
    lindeva 3 ay önce
    sagolasin guzel kardesim, derdin buyugu kucugu olmaz. basinda ne dert varsa bir an once defetmen dilegiyle


  • aşk

    Aşk

    2 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    seoizmir

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...