4
tımarlı sipahiler
osmanlı eyalet kuvvetlerinin en kalabalik ve önemli sinifini timarli sipahi denilen atli birlikler meydana getiriyordu. devletin büyüyüp gelismesinde baslica rolü oynayan toprakli ve timarli süvari teskilati, daha önceki müslüman türk devletlerinde de vardi. osmanlılar, bu sistemi daha da gelistirmislerdi. bu sayede osmanlılar, bir taraftan topragin islenmesini saglarken, öbür taraftan devletin atli ihtiyacini gideriyorlardi. bu manada kendilerine dirlik verilmis olan toprak sahipleri, buna mukabil devletin muhafazasini üzerlerine almislardi. kuruluş döneminden itibaren devam edegelen bu sistem, uzun müddet devam etmisti. böylece devletin asker ihtiyaci, kendilerine timar vermek suretiyle halk tarafindan karsilaniyordu.

dirlik verilen timar sahibi, elindeki imkanlardan istifade ile "cebelu" veya "cebeli" denilen bir askeri güç bulundurmak zorunda idi. timarli sipahilerin besleyecekleri asker (cebelu) sayisi, timarin gelirine göre degisiyordu. sefer esnasinda timar sahibi olan sipahi, cebeluleri ile birlikte harbe istirak etmek zorunda idi. aksi takdirde geri verilmemek üzere timari elinden alinirdi. mesru bir mazeretinden dolayi gelemeyen veya beylerbeyinin emri ile güvenlik mülahazasiyla yerinde kalip sefere istirak etmeyenler için böyle bir ceza uygulanmazdi. atli olan bu askeri sinif, binicilikte ve kiliç kullanmada son derece maharet sahibi idi. piyadelerin korunmasi bunlarin sayesinde mümkün oluyordu.

cebeluler, genellikle anadolu gençlerinden teskil ediliyorlardi. bununla beraber bazan sipahinin para ile satin aldigi veya savaslarda esir etmis oldugu kimselerden de olabilirdi. cebelunun bütün masrafi "sahib-i arz" da denen timar sahibine aitti. sipahi, kendi bölgesinde veya bagli bulundugu sancak dahilinde oturmak zorunda idi.

timarli sipahiler her sancakta bir kisim bölüklere ayrilmislardi. her bölügün "subasi" denilen çeribaslari ile bayraktar ve çavuslari vardi. timarli sipahilerden her on bölük (bin kisi) bir alaybeyinin komutasi altinda bulunurdu. alaybeyleri ise sipahileri ile birlikte bagli bulunduklari sancakbeylerinin, onlar da eyalet valisi olan beylerbeyinin komutasi altinda sefere giderlerdi. timarli sipahilerin iyi atlari, kiliç, kargi, kalkan ve oklari ile baslarinda migfer, üstlerinde de zirh bulunurdu. savaş esnasinda ordunun sag ve solundaki kanatlari teskil ederek hilal seklini almak suretiyle yandan gelecek saldirilara karsi merkezi muhafaza ediyorlardi. savaşta ölen sipahinin çocuklari devlet tarafindan himaye edilir ve çocuklarindan birine dört bin, ikincisine üç bin akçalik timar baglanirdi.

bilindigi gibi miri arazi rejiminin bir sonucu olarak ortaya çikan dirlik sisteminde sipahi, topragin gerçek sahibi degildir. bu sebeple o, tasarruf hakkini elinde bulundurdugu araziyi herhangi bir sekilde satamayacagi gibi varislerine miras da birakamazdi. o, devlet tarafindan belli hizmetler karsiliginda kendisine verilen araziyi kullanma (tasarruf) yetkisine sahiptir. kanunnamelerle belirlenen kaidelerin disina çikamaz. bu bakimdan, vazifesini kötüye kullandigi veya timarinda çalisanlara (reaya) zulm ve teaddi ettigi kesin olarak belirlenen sipahinin topragi elinden alinirdi. kendisi ayrica cezaya da çarptirilirdi. bununla beraber sipahinin seferde ölmesi halinde timari çocuklarina kalirdi. nitekim daha osman gazi zamaninda, sipahi, çocuklari ve timarla ilgili bazi kanunlarin yürürlüge girdigi bilinmektedir. asikpasazade'nin ifadesine göre ölen dirlik sahibinin timari, ogluna verilecektir. sayet ölen kimsenin oglu küçük ve sefere gidemeyecek yasta ise, o zaman onun yerine hizmetçileri sefere gideceklerdir. böyle bir uygulama, seferdeki sipahiye daha bir kuvvet kazandiriyordu. ınsan ruh dünyasinin karmasik isteklerinden biri de kendinden sonra evlatlarina bir seyler birakma arzusudur. binaenaleyh, tam anlamiyla maliki olmasa bile öldükten sonra topraginin kendi çocuklarina intikal edecegini bilen bir sipahi, sefer esnasinda cephe gerisinden emin demekti. bu da ona ayri bir güç veriyordu. çünkü ölse bile, devletin kendi çocuklarini koruyacagini biliyordu. bu bilgi, ona bir dinamizm veriyordu.

kanuni sultan süleyman'in son zamanlarina kadar türk ordusunun en güçlü askeri olan timarli sipahi, bilhassa xvı. yüzyılin sonlarindan itibaren bu sinifin arasina da yabancilarin girmesiyle yavas yavas bozulmaya yüz tutmustu. bunlarin, disiplinli ve muntazam olmalari, kapıkulu ocaklari ile bir denge sagliyordu. timarlarin önemlerini kayb etmesi, timarlarin muharib olmayan siniflara verilmesi ve bazi timar gelirlerinin mukataa-i miriye adi ile hazineye aktarilmasi, bunlarin nüfuzlarinin azalmasina sebep oldu. keza, xvıı. yüzyılin ortalarindan itibaren hizmet bölüklerinin kaldirilmasi üzerine timarli süvariler, adeta yaya, müsellem ve yörükler gibi top, cephane ve diğer harp levazimatini, nakl etmek, kalelere zahire götürmek, tamir islerinde hizmet görmek ve benzer daha nice geri hizmetleri ile vazifelendirildiler. bu uygulama, teskilat için ikinci bir darbe oldu.

xvıı. asır baslarina kadar anadolu ve rumeli'deki timarli sipahilerle, bunlarin kanunen beraberlerinde harbe götürmeye mecbur olduklari "cebelu" sayisi 90 binden fazla iken bu miktar, sonralari üçte bire inmisti. timarli sipahi askerinin azalmasi sonucunda valiler, kapilarinda besledikleri derme çatma levend, sarica, sekban gibi kuvvetlerle bunlarin yerlerini doldurmaya çalistilar.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



  • osmanlıyız biz

    Osmanlıyız Biz Anlı da Şanlıda Osmanlıyız Biz...

    7 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    666siyonist666

  • bizans torunlarının girmesi yasaktır.
    dini ve milli değerlere küfretmek yasaktır.


popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...