1
adolf hitler sözleri

aklın bittiği ve sustuğu yerde son karar şiddete aittir.

amerika'yı yalnız bırakın. onlar kendilerini yok edecek.

asla yalan söylemedim, asla başkaları gibi gerçekleşmeyecek şeyler vaat etmedim. işte bu yüzden insanlar benden nefret ettiler.

aslında ulaşılacak gaye şudur: gözyaşı döken barış­severlerin salladıkları "zeytin dalları" ile sağlanmış bir barış değil, bütün dünyayı yüksek bir medeniyetin hizmetinde bulunduran bir hâkim milletin üstün kılıcı ile sağlanmış bir barış.

basın, dünya savaşı yıllarında tamamen art niyetli birtakım karanlık güçlerin elindeydi. gençlik yıllarımda viyana’dayken halkı eğitmeye yönelik bu gücün sahiplerini tanıma fırsatım olmuştu. beni ilk hayret ve dehşete düşüren, toplumun en kutsal değerlerine ve eğilimlerine ters düşse bile basının belli bir fikri empoze etme başarısının çok kısa bir zamanda gerçekleştirilmesiydi. basın, birkaç gün içinde, oldukça önemsiz hatta komik bir olayı kısa bir sürede çok önemli bir devlet meselesi haline getirerek aslında en önemli bir meseleyi kamuoyunun dikkatinden kaçırıp unutturma gücüne sahip oluşuydu. bu fikir ve düşünce çetesinin, tespit ettikleri hedeflere ulaşmak için yapmayacakları şey yoktur. bunlar, ev aile ilişkilerini gündeme getirecek kadar ileri giderler. içlerinde sansasyon yaratmaya yönelik ihtirası olanlara kurban seçtikleri talihsiz kişiye son öldürücü darbe vurma imkanı sağlayacak bir olay buluncaya kadar domuzlar gibi her tarafı eşelerler. eğer kurbanlarına ait resim ve şahsi bir açık bulamazlarsa seçecekleri tek yol vardır, basit bir yoldan iftira atmak. art arda tekziplere rağmen, bu iftiralardan iz kalmasının yanında yüz ağızdan birden çıkan iftiralar diğer suç ortağı gazetelerde de yazılmış olduğundan, kurbanın bütün tekzip ve isyanlarının hiçbir şey ifade etmeyeceğini zaten bilmektedirler. bir gazetenin sorumlu olduğu kamu vicdanından ve görevinin ne olduğuna dair açıklamalarla açık açık yalan söylerler. bu belanın kendini gösterdiği miting ve kurultaylarda daha da ileri giden bu reziller; aralarda “gazetecilik şeref ve haysiyetinden” uzun uzun bahsederek bulunduğu topluluğun tasdikini alırlar.

barışsever ve aynı zamanda güçlü de olmalısınız!
(alman gençliğine hitabı.)

başarının şartlarından ilki sürekliliktir.

yığın bilgi vardır. fakat beyinleri bu bilgileri bir esasa göre tasnif edip değerlendiremez. bir kitabın bütün içeriğini adeta ezberlerler. kabiliyetleri, okudukları kitabın içinden ayrıntıyı atıp, esası zihinlerinde tutmaya ve bu bilgi özünü ilerde kullanmaya yetmez. kitap herkesin kendi mesleğinin veya idealinin tespit ettiği muayyen bir sınırı doldurmak için değerli bir vasıtadır. kitaplar ha­yat mücadelesine atılmış olanlara veya büyük ideal sahiplerinin ge­niş ufuklarına, yeni ufuklar katmakta yardımcı olurlar. demek ki okumak bir gaye değildir. okumanın ve bilgi edindikten sonra mü­talaada bulunmanın hedefi, dünya hakkında genel bir fikre ve görü­şe sahip olmaktır. Ben küçük yaşımdan itibaren okurdum, yani iyi okumaya alış­tım. Bu işte hafızam ve aklım bana büyük çapta yardımcı oldular. Bu sayede Viyana'da geçen günlerim benim için çok verimli oldu. Her gün gördüğüm yeni manzaralar beni devamlı olarak incelemeye ve okumaya itti. Gerçeği nazari olarak, nazariyatı ise gerçekle tetkik, tahkik ve tahlil ettiğim için, kuramsal bilgilerle kafamı doldurmadım. [... bir kitap veya dergide, gazetelerde veyahut bir broşürde kendi özel ihtiyaçlarına cevap veren bir malzemeyi görüp, ayrıntının arka­sından çekip alabilen kimse, okumayı bilen, okuduğunu anlayan kimsedir. bu kimsenin kendisi için faydalı olduğunu anladığı bilgi özü, herhangi bir husus için, derhal zihinde oluşan hayalin içinde yerini bulur. bu bilgi özü ya o düşünceyi ya da hayali tamamlar ve­ya düzeltir, veyahut da onu açıklığa kavuşturur. okumayı bilerek yapmış olan kimse hayat mücadelesi sırasında bir şeyle karşılaşırsa, hafızası yıllar önce de olsa çok eskiden elde ettiği fikir ve bilgiyi onun zihnine getirir. muhakeme sahibi olan kimse de derhal bu bilgi ve fikirleri mantığına göndererek olay kar­şısında tavır alır. işte okuma böyle yapılırsa bir yarar sağlar.

beceri ve yetenek eğitimin bir ürünü değildir. bu yetenek kişide doğuştan vardır. yani bu tanrı'nın bir lütfudur.

ben avrupa'nın son umuduydum. o (avrupa), gönüllü reform yoluyla kendini yeniden şekillendirmedeki yetersizliğini kanıtladı. kendini, cezbetme ve ikna etmeye aldırışsız gösterdi. onu almak için şiddet kullanmam gerekti.

ben inandığım yolda bir uyurgezerin sakınmazlığı ve inadıyla yürürüm.

ben fransa'yı veya fransızları asla sevmedim ve bunu söylemekten asla vazgeçmedim.

bir fikir hareketi, hiçbir zaman bıçak, zehir veya tabanca aracı ile başarılı olamaz. böyle bir fikirsel akımın başarısı ancak sokağı fethetmekle mümkün olur.

bir hükümet, milleti her vasıta ile felaketlere götürürse bu milletin her ferdinin isyanı bir hak değil, görevdir.

bir kavmi millet haline getirebilmek için önceden sağlam bir aile yapısı ve çevre meydana getirilmelidir. ferdin eğitimi bunun için çok önemlidir. evde, okulda ve öğrendiği her yerde, memleketinin büyüklüğünü anladığında, o milletin mensubu olduğu için gurur duyacaktır.

bir kimse milletiyle iftihar edebilmek için milletine ait her sınıf insanla gurur duyabilmelidir. ama eğer bir milletin yarısı aç ve sefil haldeyse, yarısı geleceğinden endişe içindeyse, yarısı ahlaki erozyonda yok olmuşsa bir kimse böyle bir milletin ferdi olmaktan nasıl gurur duyabilir ki?

bir korkak adamın eline on tabanca verseniz, o korkak gerektiği anda bir tanesini bile kullanamayacağı için tek kurşun bile atamaz. dolayısıyla bu korkağın elindeki tabancalar, yiğit birinin elindeki topuzdan daha az değerlidir.

bir milletin bireylerinin ihtiyaçları, kağıt üzerinde lafla ve teorilerle karşılanamaz. toplumun genel çalışması sonucunda, bireyin çıkarlarına hizmet etmesi gereken milli üretimin, her gün herkesin payına düşen miktarının çoğaltılması ile bir milletin bireylerinin ihtiyaçları giderilebilir.

bir milletin var olma gücünü, cansız birtakım silahların bir araya toplanması değil, millî birlik ve varlık hakkında ateşli bir iradenin ve ölümü göze alacak derecede kahramanca bir cesaretin varlığı sağlar.

bir siyasi partinin programı, sadece yakın bir gelecekte yapıla­cak seçimlerde partinin başarısını sağlayacak bir ciladan başka bir şey değildir. fakat felsefi bir doktrinin programı, kurulu nizama karşı, mevcut bir vaziyete karşı ve hayat hakkında tatbiki bir tehli­keye karşı bir savaş ilânı mahiyetine ve kıymetine sahip bulunmak­tadır.

bir toplumu kalkındırmak isteyen hareket, o güne değil, geleceğe hizmet etmelidir. tarihte en büyük ve en devamlı olan başarılar, genellikle başlangıçlarında pek kolay anlaşılmamış olan hareketlerdir.

bir ülkeyi yükseltenler o ülkenin vasıflı insanlarıdır. bu insanların yetişmesi ise gayretli ve sağlam eğitimciler sayesindedir. ancak iyi öğretmenlerden, iyi eğitimler alarak yetişen, iyi vatandaşların göstereceği gayret ve çaba bir ülkeyi yükseklere taşıyacaktır.

biz, millete hiçbir korunma olanağı sağlamayan bir devleti savunmak için değil, tam tersine, milleti ve devleti yok etmek isteyenlere karşı, milletin savunmasını üstlenmek amacıyla hareket ediyoruz.

biz vatanımızın hayatı, milletimizin birliği, çocuklarımızın her günkü ekmeği için mücadele etmek zorundayız.

bu dünya fanidir. bu fani dünyada her şey çok daha iyi olabilir ve olması da mümkündür. karanlıkların sonu aydınlık olduğu gibi, savaştaki bozgun da gelecek için güzelliklerin tohumu olabilir. her bozgun gelecekteki zaferi müjdeleyebilir. her zorluk insanda var olan enerji ile alt edilebilir.

bugünkü öğretim usulü yabancı dili öğrencinin kafa­sına zorla sokmaktadır. halbuki gençler hiçbir zaman o lisanı öğre­nememekte ve öğrendiğini de ilerde unutmaktadır. bu ezici bilgi bolluğu hafızada tutarsız, rastgele tutulan parça parça şeyler bırak­mak tehlikesini de doğurur. yani gençler, ancak en gerekli olan şey­leri öğrenmeli ve esas ile ayrıntı gençlerin lehine olarak, daha önce­den tespit edilmelidir.

… devlet, kendi eline verilen gençliğin kalbine “ulus ruhunu” ve “ulus duygusunu” sokabildiği gün öğretmen ve eğitici olarak, üstüne düşen görevi yerine getirmiş ve en büyük gayelerinden birine ulaşmış demektir.

devlet, yapacağı işlerde özellikle genç nesli hesaba katmalı, onların ahlaklı birer genç olmaları için her türlü sosyal tedbiri almalıdır. sokaklarda ve eğlence yerlerinde ahlaklarının bozulmasına göz yummamalıdır. çünkü bedenen, ruhen, ahlaken sağlam olmayan vücuttan, sağlam nesiller beklenemez.

dünyanın altını üstüne getiren büyük olayların tamamı yazı ile değil, sözle meydana getirilmiştir.

düşmanınızı şaşırtarak, terör, sabotaj ve suikast ile demoralize edin. geleceğin savaşı budur.

düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır.

… eğer olaylar farklı bir şekilde gelişmiş ve müttefikler, ikinci balkan savaşları'nda olduğu gibi kendi aralarında ani bir kan davasının içine düşmediyse, bu almanya'da enver paşa gibi birinden ziyade, şansölye kruno'nun olmasından kaynaklanıyordu.

eğer özgürlük silahların dışındaysa biz de bu durumu iradegücü ile telafi etmeliyiz.

eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar...

eğer kazanırsanız, açıklama yapmanız gerekmez. eğer kaybederseniz, açıklamanız olmayacaktır!


  • -1
    pcghost 4 ay önce
    eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar...

    eğer kazanırsanız, açıklama yapmanız gerekmez. eğer kaybederseniz, açıklamanız olmayacaktır!

    eğer savaş kaybedilmişse halkı da kaybetmenin hiçbir önemi yoktur.

    eğer, yahudiler bu dünyada yalnız başlarına olsalardı çirkef içinde boğulurlardı veya amansız ve insafsız mücadeleler içinde birbirlerinin kökünü kazımaya çalışırlardı.

    fuhuş, insanlığa karşı bir hakarettir.

    … gaye aklı, birtakım konularla tıka basa doldurarak öğrenmeye eğilimli bir duruma getirmek olamamalıdır. bilakis gaye bir şahsa, sonradan kendisi için faydalı olacak ve çevresinin bundan istifade edeceği bilgi hazinesini sağlamaktan ibaret olmalıdır.

    genç dimağları gereksiz bir yükle ve faydasız bir bilgi ile dol­durmak büyük hata olur. tecrübeyle sabittir ki, gençler hafızaların­da yalnız parça parça şeyleri saklarlar ve öğrendiklerinin esaslı taraf­larını ise zihinlerinde tutamazlar. onların zihinlerinde kalan, hiçbir zaman ifade edilmeyen ayrıntıdır. zihni tıklım tıklım doldurulmuş genç bir çocuk, bu konular arasında akla uygun, karşılaştırmalı bir ayıklama ve temizleme yapmaktan âcizdir. bugün ortaokullarda, haftada iki saat beden eğitimi dersi koymak ve bu dersi seçmeli kıl­mak, fikri bakımdan dahi ağır bir hata olur. bir genç adamın, her gün hiç olmazsa sabah akşam birer saati beden çalışmalarıyla geçmelidir. bilhassa boksu ihmal etmek olmaz. bu konuda kültürlü çevrelerde büyük hatalar işlenir. bu çevrelerin fikirlerine göre boks kaba bir spordur. ama bir genç eskrim öğrensin ve değerli vakitlerini düello etmekle geçirsin, bu onlara göre hatalı değildir. halbuki boks ka­dar, kavgacılık ruhunu geliştiren, şimşek gibi seri kararlar vermeğe alıştıran ve vücuda çelik sertliğini veren hiçbir spor yoktur. gençler için bir fikir ihtilâfından çıkan kavgayı yumrukla halletmek, keskin bir kılıçla halletmekten daha vahşice sayılamaz. tecavüze uğramış bir kimsenin, saldırganı yumruklarıyla uzaklaştırması, kaçıp polise sığınmasından daha adi değildir.

    gerçek bir devlet adamı, kendisini sadece o anın gereksinimini düşünen eyyamcı bir politikacı düzeyine indirecek hükümet yöntemlerinden kaçınmalıdır.

    halk ile halkın arasındaki nefretin mücadelesini, bunda özellikle çıkarı bulunan taraflar körüklüyor. insanları birbirine karşı getiren küçük, yurtsuz bir enternasyonal klik bu. halkın huzura kavuşmasını istemiyor bunlar. memleketin hem her yerinde olan, hem de hiçbir yerinde olmayan bir halk bu. yetiştikleri bir toprağı da yok bunların! fakat bugün berlin'de oturuyorlar. yarın, brüksel'de. ertesi gün, paris'te. sonra prag, viyana ya da londra'da. üstelik kendilerini her yerde “memleketteymiş” gibi hissediyorlar. enternasyonal unsurlar olarak gösterilebilecek bir tek bunlar var. çünkü bunlar işlerini “her yerde” yürütüyorlar. fakat halkımız bu topluluğa uymaz ve onların peşinden gitmez. çünkü halkımız kendi toprağından ve vatanından sorumludur. devletinin ve insanlarının hayat tarzıyla yetinir.
    (bir parti kongresinde yahudilere yönelik eleştirisi.)

  • -1
    pcghost 4 ay önce
    hayat güçsüzlüğü affetmez.

    hayatım boyunca tek bir şeye asla tahammül edemedim: teslim olmak.

    hayatın güçlükleri ruhumu sertleştirdi ve bana yaşamasını öğretti.

    her şeyde, doğa en iyi öğretmendir.

    hiç şüphe yok ki, her zaman vicdandan yoksun kimseler bulunur. böyle kimseler aynı zamanda dini kendi karanlık siyasi görüşlerine alet ederler. fakat şunu da unutmamalı ki, dini veyahut mezhebi kendileri için suistimal edenler yüzünden, din ve mezhepleri sorumlu tutmak mümkün değildir. bu adi kimseler, kendi adi içgüdüleri için suistimal edecekleri başka müesseseler varsa, hiç çekinmeden onları da istismar ederler. parlamentoda böyle boş kafalı bir kimse kalkıp kendi siyasi menfaati için, dini suistimal edecekse, bu hareketini haklı gösterecek fırsatı nimet sayar. eğer böyle bir kimsenin ahlaksızlığından dolayı, din ve mezhep sorumlu tutulur ve bu müesseseye hücum edilirse, yalancı artık herkesi kendine şahit tutar. kendi hareketinin ne kadar haklı olduğunu ve dinin kurtulması gerektiğinden dolayı kendisine müteşekkir kalınmasını ileri sürer. sonunda işi yaygaraya boğan bir kimsenin kavgaya sebep teşkil ettiğini kimse fark etmez. yahut hafızası zayıf olan kamuoyu bunları hatırlamaz. böylece adi herif, hedefine ulaşmış olur.

    ırkı vücuda getiren şey, dil değildir. ırkı vücuda getiren unsur kandır.

    imanı sarsmak, ilmi sarsmaktan daha zordur.

    insan ancak sevdiği ve inandığı şey uğruna mücadele eder.

    insan kendi zürriyetini sınırlamak için doğanın kurallarının önüne geçmeye çalışamaz. bu duruma göre alman milletinin geçimi için nüfus planlaması gerekir diye kim ortaya çıkarsa, bilin ki o kişi alman milletinin geleceğini elinden alıyor demektir.

    insanların düşünmemesi yöneticiler için ne büyük şans

    islam halkı bize, örneğin fransa'dan hep yakın olacak.

    işgal altındaki topraklarımız anavatana ateşli protestolarla değil, kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle katılabilir.

    kadının da savaş meydanı var. ulusu için dünyaya getirdiği her çocuk ile ulusunun davasında savaşır.

    karşımızda kapısı sağlam, gövdesi çürük bir bina var. biz yalnızca kapıyı tekmeleyeceğiz ve bina kendiliğinden çökecek.
    (1941 - alman birliklerinin sovyet topraklarına girmesi üzerine söyledikleri.)

    … kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. yalnızca kazanabiliriz. iktisadi durumumuz birkaç yıldan fazla dayanmamıza elverişli değil. goering bunu size anlatabilir. başka çıkar yolumuz yok, harekete geçmeliyiz... kişisel etkenlerden başka siyasi durum da bizden yanadır; akdeniz'de; italya, fransa ve ingiltere arasında bir rekabet vardır; yakındoğu'da hava gergindir... ingiltere büyük bir tehlike içerisindedir. fransa'nın durumu da bozulmuştur. doğumlar azalmaktadır... yugoslavya çöküş tohumlarını taşıyor... romanya her zamankinden zayıf... türkiye'yi mustafa kemal’in ölümünden bu yana dar kafalı, kararsız, güçsüz insanlar yönetiyor. bütün bu elverişli durumlar, iki ya da üç yıl içinde ortadan silinecektir. benim kaç yıl yaşayacağımı kimse bilemez. bundan ötürü, dört ya da beş yıl beklenilmesi doğru olmayan bir planı, hemen uygulamaya başlamalıyız
  • -1
    pcghost 4 ay önce
    kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. bunu yaparsanız, kendinize hakaret edersiniz.

    kişi, yaşamında ne kadar ilkelse, o kadar çok hayvana benzer ve sonunda yaşamın amacını yalnızca beslenme olarak görür.

    kişisel hürriyete tanınan hak, ırkı kurtarmak görevi karşısında ikinci planda kalır.

    kitle kendi eleştiri organlarına sahiptir ama bu organlar, bireyde olduğu gibi işlemezler. kitle içgüdülerine tabi, bir hayvan gibidir; mantık ve yargıdan yoksundur; ben onların ilkelliğine dokunmadım. sadece ha­reket ettirdim, işte bu ilkel güç bir doğa gücünün dayanıklılığıdır.

    liderlik sanatı kitlelerin dikkatini tek bir düşmana odaklamaya ve hiçbir şeyin bu dikkati dağıtmamasını sağlamaya bağlıdır.

    milletini seven bir kimse, bu sevgisini ancak milleti için göze almaya ve katlanmaya hazır olduğu fedakarlık ve dayanıklılıkla ispat edebilir. yalnız çıkar peşinde koşan bir milli duygu, söz konusu olamaz.

    milletler hayasızlıklarla değil, fedakarlıklarla kurtarılır.

    muhaliflerimiz, biz nasyonal sosyalistleri suçluyor. özellikle de beni. tahammülsüz ve uyuşmaz insanlarmışız. diğer partilere yardım etmek, işbirliği yapmak istemiyormuşuz. siyasetçilerden biri daha da ileri gitti ve “nasyonal sosyalistler diğer partilerle çalışmayı reddettiklerine göre, alman değiller,” deme cüretini gösterdi. tipik alman olmak demek 30 tane parti olması demek midir yani? sadece şunu diyebilirim: bu beyefendiler tümüyle haklı. biz tahammülsüzüz. kendime bir tek hedef koydum. o da şu 30 partiyi almanya'dan atmak! kendimize tek hedef koyduk ve bu uğurda mezara kadar dövüşeceğiz!

    mustafa kemal; bir milletin, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.

    mustafa kemal dehasından sonra türkiye'yi bir avuç aptal yönetmeye başladı.

    mücadele hayatın kendisidir!

    namussuz, ahlaksız ve kişiliksiz kimselerle, memleketine kasteden katiller her zaman vatandaşlıktan, yani bu büyük şereften yoksun bırakılmalıdır.

    neden insan yüz yıl daha önce, mesela kazanç savaşları zamanında ticaret yapmayan adamın da gerçekten bir değeri olduğu zamanlar doğmamıştır! işte bu dünyaya geç bir zamanda doğmuş olmam sebebiyle böyle acı düşüncelere katılıyorum. bana sözde “sakin ve düzen” içinde kendisini sunan gelecekteki tarihin hakkımdaki haksız bir muamelesi gibi değerlendiriyordum. gençliğimde bile ciddi ve dikkatliydim ve hiç de “barışçı” değildim. beni bu şekilde eğitme girişimlerinin hepsi boşa çıktı.



  • 0
    pcghost 4 ay önce
    ne zaman bir tiyatro gösterisi, bir müzik abartılırsa yahudi yapımı bir şey olduğunu görüyordum. bunu abartanlar da yahudilerdi. birçok alanı ele geçirdikleri için tüm alanlarda birbirlerini kayırıyorlardı. güzel bir alman yapıtı 10 üzerinden 5 alamazken yahudi yapıtları 10 alıyordu. bu yüzden bir antisemitist olmaya karar verdim.

    ordu, bir milletin en kuvvetli okuludur. o milletin düşmanlarının bütün kinini ordunun üzerine çevirmesinin sebebi de budur. ordu iftiraya uğrarken, düşmanlıklara hedef gösterilirken aslında aşağılık heriflerin hepsine korku verir.

    propagandanın görevi, kişiyi ilmî olarak bilgi sahibi yapmak değildir. onun görevi kitlelerin dikkatini belli olaylar, şartlar ve benzeri objeler üzerine çekmektir.

    politika, yapılan tarihtir.

    saldıran galip gelmek istiyorsa, savunandan daha dahiyane hareket etmelidir.

    savaşta her zaman kaybeden taraf suçludur, haklı olsa bile.

    seçim yolu ile büyük bir adam bulup çıkarmak, bir iğnenin gözünden deveyi geçirmek kadar zordur.

    silahınız ne kadar tesirli olursa olsun, eğer onu harekete geçirecek veya kullanacak olan kimsede onu kullanacak ruh yoksa o silahınız bir metalden başka bir şey değildir.

    siyasetçiler halkın o anki desteğini alabilmek için gelecekle ilgili büyük projelerden bile vazgeçerler. kendileri daima ülkeden daha önemlidir. onların kuş beyinleri geleceğin önemini kavrayamaz.

    şeref ve namustan yoksun milletler er geç hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybederler.

    türkiye büyük meclisi’ne ve türk halkına, türkiye cumhuriyeti’nin başkanı atatürk’ün ölümü üzerine en derin üzüntülerimi bildiriyorum. büyük bir asker, dahi devlet adamı ve tarihi bir şahsiyet kayboldu. yeni türkiye cumhuriyeti ile nesilden nesile devam edecek büyük bir anıt oluşturdu

    vatanın uğradığı felaketler karşısında, kişisel acı ve sıkıntılarımın hiçbir önemi yoktur.

    yahudi tam bir asalak tiptir. hep de böyle kalacaktır. verimli bir toprak, yahudi'yi cezbedince oraya ayrık otu gibi yayılıverir. yahudi nereye yerleşirse, oradaki verimliliğin uzun ya da kısa sürede yok olup gittiğini görürsünüz.

    yalan söylemeyecek ve aldatmayacağız! ben bu yüzden halkın önüne ucuz vaatlerle gelmeyi reddettim. alman halkının kaderi bizim ellerimizde, yalnızca bizim ellerimizde! eğer alman halkını tarımda, sanayide, kendi azminde ve cesaretinde, kendi sabrında yükseltirsek, işte o zaman millet olarak yükseliriz! atalarımızın zamanında da almanya atalarımıza bir armağan olarak verilmedi, tam aksine kendini kendinden yarattı! alman halkı, bana dört yıl ver. sana yemin ederim, başaramazsam bu makama kabul edildiğim gibi bırakmasını da bilirim! bu görevi kazanç sağlamak ya da öç almak için değil, sadece sizin esenliğiniz için istedim!

    yaşama hakkın mücadele gücün kadardır.

    zamanımızın züppeleri ve kalemşörleri şunu anlamalıdırlar ki bu dünyada olan bütün devrimler hiçbir zaman bir kez kalemin bayrağı altında yapılmamıştır. kalemin burada görevi sadece devrimin teorik sebeplerini açıklamak olmuştur. siyasi veya dini sahada büyük tarihi çağları harekete geçiren kuvvet, bilinen en eski zamanlardan beri, sadece ve sadece ağızdan çıkan esrarlı kuvvet olmuştur. bir milletin büyük bir çoğunluğu daima sözün gücüne inanır. bütün büyük hareketler, insanı ihtiraslarının ve ruhi durumlarının yanardağ patlamaları gibi olmuştur. fakat hiçbir zaman estetikçilerin ve salon kahramanlarının limonata kamışları bu işleri görememişlerdir.

    zayıfa acımak doğaya ihanettir.



  • karışık

    Karışık

    23 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    gaddarus

    oxygen
    tombalaci
    kaygusuzyazar
    ilteris
  • bölüm kuralları

    - bölümü takip etmeyi unutmayınız..

    aklınıza bölüm ismi gelmediyse bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    ekleyeceğiniz bölümü bulamadıysanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    bölüm seçmek istemeden koymak istiyorsanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    başlık fark etmez istediğiniz başlıkta açabilirsiniz..

    - reklam yapmak yasaktır..

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...