0
türk ne demektir-türkler hakkında bilinmeyen gerçekler
anasayfa » tarih » türk ne demektir-türkler hakkında bilinmeyen gerçekler
tarih 2013 türklük3türk ne demektir-türkler hakkında bilinmeyen gerçekler haber tarihi: 09 haziran, 2013,pazar | | kategorisi: tarih 1 yorum | yazar:sercan
türk ve türklük ne demektir-türklük hakkında gerçekler;güneyde himalaya dağları, kuzeyde kuzey buz denizi, doğuda kore denizi, batıda balkanlar’a kadar uzanan coğrafya ile asya ve avrupa kıtalarının yani avrasya olarak adlandırdığımız karanın milyonlarca kilometre karelik topraklarında, son buzul çağının sona erdiği 12 bin yıl zaman derinliğinde yaşamış insanlar, meydana getirdikleri yazılı eserlerde kendilerini türk olarak adlandırmışlar ve ortak dil olarak da türkçe’yi kullanmışlardır.

türk

bu insanlar neden kendilerine türk demişlerdir? türk kelimesi ne anlama gelmektedir? bunu, eski türkçe yazıt olan ve edebi bir dille yazılan türkistan’daki orhun abidelerinden öğreniyoruz.

orhun yazıtlarında şu ifade yer almaktadır;“türk oğuz beyleri, kavmi, işitin..yukarıda gök basmasa (çökmedikce), aşağıda yer delinmese (delinmedikce) türk milleti ülkeni, töreni kim bozar”

türklük

bu yazıtta türk, yaratana inanan anlamında kullanılmıştır. fin uygur derneği coğrafya cemiyetinin 1890 yılında yayınladığı, orhun yazıtlarının ilk çözümünü kapsayan, tahrif edilmemiş, aslına en uygun olan “fin atlası” kitabında birinci taş, doğu yüzü 38. satırda “ökük türök” yani “rabbani türük “, “tanrı türü” denilmektedir. türklerin orhun yazıtlarından önceki binlerce yıllık tarihinde, asya’nın milyonlarca kilometre kare topraklarına yayılmış yaşarlarken kendilerine verdikleri ad; “töreye uyan” “yaratanını bilir”, “rabbani türk”, “tanrısını tanır”, “yaratanına bağlı” anlamlarında “ökük türök” dür. “ökük türök ” deki “ök” (tanrı, yaratan) türkçe deki ses uyumundan dolayı “ük” olmuş ve kelime böylece “türük” olarak okunmuş, günümüze de türk olarak gelmiştir. “ök” ekinin günümüzdeki kullanımına “öksüz ve ökkeş“ kelimelerinde rastlayabiliriz. yaratan anlamında kullanılan “ök” eki ile öksüz, yaratanını yitirmiş, yetim anlamında, ökkeş ise yaratanına bağlı anlamında kullanılmaktadır.

74 bin yıl önce başlayan ve bugün almanya’nın berlin şehrine kadar uzanan buzul döneminin 12 bin yıl önce sona ermesiyle, dünya ısısı 4-5 c° artmaya başlamıştır. artan ısıya bağlı olarak buzulların erimesi ve şiddetli yağmurlar nedeniyle deniz ve göllerdeki su seviyesi 125 metre kadar yükselmiş, dünya iklim ve coğrafyasında büyük değişiklikler olmuştur. bu değişikliklere anadolu topraklarından bir örnek verecek olursak; şu anki tuz gölü, o tarihlerde konya-ereğli havzasını kaplayan büyük bir göldür ve çatalhöyük de bu gölün kıyısında kurulmuştur. anadolu’dan çok daha büyük yüzölçüme sahip olan asya topraklarında da bu iklim değişikliği neticesinde çok sayıda su havzaları; akarsular, göller, ve iç denizler meydana gelmiştir.

türklük3

coğrafi koşulların içinde barındırdığı medeniyetler üzerindeki büyük etkisi vardır. özellikle yaşamsal değeri olan suyun, uygun yaşam koşullarının sağlanmasında çok önemli bir faktör olduğu için de uygarlıkların var olması ve büyümesi bu su havzalarının bol olduğu yerlerde olmuştur. türklerin ana vatanı olan orta asya toprakları için de durum böyledir ve orta asya topraklarında yaşayan türkler suyun bol olduğu bu topraklarda yerleşerek, tarım yapmışlar, hayvanları ehlileştirmişler, yeraltı madenlerini bularak işlemesini öğrenmişler ve kültürel gelişmelerinin sonucundada yazıyı bulmuşlardır.

çok uzun sürece dayanan yazının bulunması ve kullanılması, bilgi ve belgelerin gelecek nesillere aktarılmasını mümkün kılmıştır. bilim adamlarının asya ve avrupa topraklarında milyon yaşında kafatasları bulmuş olmaları insanlık tarihini milyonlarca yıl öteye götürmesine karşın, tarih yazının bulunması ile başlamıştır. medeniyet, modernleşme, yaşam tarzındaki değişiklikler, yazının bulunması ve evrimleşmesi ile gerçekleşmiştir. dünyada yazıyı ilk kullanan türkler olduğu için de tarih, türk’lerin yazıyı kullanması ile başlamıştır.

türk33

asya kıtasının ortasında baykal ve balkaş, ıssık göllerini, ala tau (tanrı dağlarını) ve en eski yerleşim bölgesi olan yedi su’yu da içine alıp kucaklayan ve hazar denizine kadar uzanan bugünkü altay, tuva, kazakistan ve kırgızistan toprakları, ilk yazının ortaya çıktığı yerlerdir. mağara resimleri ve sıntaşlar’dan (anlam ifade eden heykelcik) sonra piktogramlar (resim vasıtası ile düşünceyi belirten yazı) 20.000 yıl önce, petroglifler (kaya resimlerinin değişmiş ve yazılardaki sembol şekillere dönüşmüş biçimi ) 15.000 yıl önce, tamgalar (ilk harf sembolleri) 10.000 yıl önce, harfler ve sonunda alfabeye geçişin dünyada ilk örneklerinin olduğu yer türkistan topraklardır.

erken türk yazıtlarını okumadan o zamanki yaşam ve medeniyet hakkında fikir yürütmek mümkün değildir. bu sebeple de bu eserlerin ve yazıların türklere ait olduğunu, erken türk tarihi konusunda yaptığı araştırmalardan tanıdığımız sn. kâzım mirşan tarafından bu yazıların okunması ile anlıyoruz.

turk_img

türk’ler ilk defa anadolu’ya ne zaman girmişlerdir.

türklerin anadolu’ya ilk defa 1071 de malazgirt zaferi ile girdiğini iddia etmek doğru değildir! türklerin orta asya’dan başlayıp avrupa içlerine kadar uzanan izlerine rastlanmasından anlaşılacağı üzere anadolu topraklarının 7000 yıllık sahibi türk’lerdir ve en köklü medeniyete sahip olan türkler orta asya’dan avrupa ve anadolu’ ya, bir kısmı yine avrupa’dan tekrar anadolu’ya gelmişlerdir. bunu isveç, norveç, danimarka, almanya, isviçre, romanya, fransa gibi coğrafyalarda, bırakmış oldukları birçok tarihi eserlerde yer alan yazıların okunmasından biliyoruz.

milattan önce anadolu’da yaşamış ve çok gelişmiş kültürleri ile çevrelerindeki insanlara medeniyet aşılamış bir topluluk olan ve bugün “frigler” olarak adlandırılanlar, erken türklerdir. bunların afyon-eskişehir-ankara-uşak çevresinde bıraktıkları eserler hala ayaktadır. frig’lerin günümüze kadar kalan en büyük eserlerinden biri eskişehir ili han kazası yazılıkaya köyündeki “yazılıkaya” anıtıdır. etrüskçeye benzeyen erken türkçe ile yazılan yazılıkaya yazıtı 1965 yılında etrüsk yazıtlarını okuyup 1970 yılında “proto-türkçe yazıtlar” adlı kitabını yayınlayan sn. kazım mirşan tarafından 1994 yılında okunmuştur. etrüsk yazıtlarının etrüsk alfabesine göre (resim-9) türkçe okumasının yanı sıra 1998 yılında “etrüsklerin tarihleri, yazıları ve dilleri” kitabını yazan sn. mirşan, etrüsklerin dil ve inanç yapılarını da inceleyerek etrüsklerin türklüğü konusunu açıkça ortaya koymuştur

dünyada en eski uygarlığa sahip olan biz türkler, bunun bilincinde olarak dünyanın neresinde olursa olsun atalarımızın bırakmış oldukları eserlere sahip çıkmak zorundayız!

a. gerçek türk tarihi bize şunu söylemektedir:

ilk alfabetik yazıyı türk’ler buldu.
12 hayvanlı türk takvimi dünyadaki ilk takvimdir.
lk ödüsleri (devletleri) türkler kurmuştur.
pusulayı, anahtarı,saati, kağıdı ve matbaayı türkler bulmuştur.
avrupa medeniyetinin temelini oluşturan etrüskler türk’tür.
türk topraklarının en eski sahibi türklerdir.

bugünkü gaflet, delalet ve hıyanetler içerisinde, türk’e ve türk’lüğe yapılan saldırılar karşısında süratle atatürk’ün “türk tarih tezi” gün ışığına çıkarılarak, yapılmış olan bilimsel araştırmalar kaldığı yerden devam ettirilmelidir.
atatürk önderliğinde, dört yıl olan lise eğitimi için hazırlanan, fakat atatürk’ün ölümüyle 1939 (yeni kitapların hazırlanıncaya kadar bu kitaplar 1941 yılına kadar okutulmaya devam edilmiştir) yılında müfredattan kaldırılan tarih kitapları yeniden müfredatlara ilave edilmelidir.

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...