3
delirin,iyi gelecektir.
deli kime derler? akla uygun ya da normal davranmayana mı? peki aklın ve normalin sınırı ne? nerede başlar ve nerede biter bu akıllılık ve normallik?
örneğin türkiye’de akılcı ve normal olan, moritanya’da da akılcı ve normal midir? ya da “ahlaki” davranmayana da deli derler mi? peki o zaman yozgat’ta ahlaki sayılan paris’te de ahlaki midir? bir fark varsa arada, yozgat’ın delisi paris’te akıllı mı olacaktır? ya da paris’in delisi yozgat’ta kral gibi mi karşılanacaktır? ya da daha da ileri gidelim… 2016’da yozgat’ta ahlaki sayılan, normal sayılan, 1950’de de yozgat’ta ahlaki ve normal miydi? eğer bütün bu normallikler ve ahlakilikler bir standart içinde olsaydı ve bu standart zaman ve mekanın üzerinde bir özellik taşısaydı dün taşa tuttuklarımızı bugün de taşa tutmak durumunda kalmayacak mıydık? ya da dün kutsal bilip önünde eğildiklerimizi bugün de el üstünde taşımayacak mıydık?

öyleyse “deli kime derler?” diye sorduğumuzda “akılla, ahlakla ve benzerleriyle sorunu olana” cevabı anlamsız ve yetersiz kalmaktadır. belki de buna en güzel yanıtı bir başka “deli” vermelidir: “ben deli değilim, benden başka herkes deli olduğu için beni deli zannediyorlar. insanın kendi olabileceği tek yer akıl hastanesidir sanırdım, yanılmışım. delirmeye bile hakkınız yok burada. tımarhane delirme hakkının kutsandığı mabet değil midir? değilmiş! insan tımarhanede bile delirme hakkını elde edemiyorsa ölsün daha iyi.”

bu bir şizofrenin yazdıklarından. ve aslında burada söylenenler deliliğin ve kapatılmanın ne anlama geldiğini o büyük, kalın ve devasa psikiyatri kitaplarından daha açık ve net biçimde ifade ediyor. dahası o kitapların çoğunun içeriğinden daha cesur. artık hastaneler daha çok otellere, okullar hapishanelere, kışlalar okullara benzemektedir. çevresi tel örgülerle çevrilmiş okullar, otel hizmeti vermek üzere kurulmuş hastaneler, kilolu olmayı bile “hastalık” sayan tıp, deliyi kapatmak üzere kurgulanmış psikiyatri, depresyonu bile anormal bir durumun belirtisi gören bir anlayış her daim bir şeye hizmet etmektedir. normalliğe ve onun yeniden inşa edilmesine. artık onların çizdikleri sınırların dışında kalan her şey ve herkes anormaldir. delirten sistem normal, deliren insan anormaldir.

delilik denilen şeyin ‘anormalliğin sürekliliği’ olarak kodlandığını da söylemek gerekiyor. anormallik bir kaç kereye mahsus “kabul edilebilir”, “hoş görülebilir”, ancak sürekliliği modern normalleştirici rejimler için deliliğe delalettir ki bu kabul edilemez. deliliğin nerede başladığını ve normalliğin nerede son bulduğunu devlet, gelenek, ahlak ve benzeri kurumlar belirler. bir anormallik aranıyorsa yeri burasıdır. asıl anormallik herhangi bir insanın kendini nasıl ifade edeceğinin başkaları tarafından belirleniyor olmasıdır.

bu yüzden, öncelikle, deliler değil devletler ve onların kurumları anormaldir.

delilik kendini ifade etmek, var oluşuna göre davranmak mıdır, yoksa bütün var oluşlara engel olmak, sınır çizmek, onları normallik-anormallik kıskacı altında ezmek midir? belki de bu noktada kendisi de delirerek hayata karşı görevini layıkıyla yerine getirmiş olan nietzsche’nin şu sözünü hatırlamak yerinde olacaktır: “delilik bireylerde nadiren vardır. gruplarda, partilerde, halklarda, çağlarda ise kuraldır.”

böylesine rezil ve kan kokan bir dünyayı bize iyi diye yutturmaya çalışan partilere, kurallara, yasalara ve halklara inat bu dünyanın hiçbir “normalliğini” kabul etmemeye kararlıyız. bu nedenle bize atfedilen deliliği alıp kabul ediyor bağrımıza basıyoruz. o bizim için tek şans ve son duraktır, biliyoruz. şimdi ya alışkanlıklarımızla ve bize yutturulan normalliklerimizle huzurlu bir şekilde yaşayacak ya da bize dayatılan alışkanlıklarımızın dışına çıkıp önce mutsuzluğumuzla yüzleşmeyi ve sonra özgürlüğü keşfetmeyi bir görev belleyeceğiz. asıl delilik böylesine kontrol manyağı bir dünyada kendin olmaya çaba göstermektir ve tam da bu nedenle bilinçli bir tercihtir. otobüste yere oturmak, alışveriş merkezinde top oynamaktır.

alintidir
  • 1
    huseyinargun 6 ay önce
    senin yazıları açınca bi bakıyorum "çok uzun be okumasam mı" oluyo. (insandaki doğal tembellik sağolsun) sonra okuyum diyorum ve hiç pişman olmadım.devam et koca yürekli arkadaş ;)
    1
    keyiftuccari 6 ay önce
    eywallah saygilar
  • 1
    kaygusuzyazar 6 ay önce
    sanırım 'sıfır' kitabından alıntı eğer ordan değilse bile o kitabı okuyun bi rahatlma vereceğine eminim . ayrıca arada bir şizofrenden alıntı var youtube da ben deli değilim (kanatılmış) diye video var onuda izleyin hikayenin tamamı orada vardı
    kaygusuzyazar tarafından 6 ay önce düzenlenmiştir.
    1
    huseyinargun 6 ay önce
    aaaabiii.okudum ya mükemmel bişey herkesin okuması lazım.
    0
    kaygusuzyazar 6 ay önce
    çok zevkli kitap bi katkısı olurmu insana bilmem ama huzur verdiği kesin . bigünde okumuştum sanırim
  • 1
    analizan 5 ay önce
    benden önce delirenleri çok kıskanıyorum.


  • psikoloji

    bu konuda bilgilerinizi ya da deneyimlerinizi paylasabilir, ayni zamanda sorular sorabilirsiniz.

    7 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    medusaa

  • konunun disina cikilmamasi

    +18 icerik gerekmedikce paylasilmamasi

    hakaret iceren sozcukler kullanilmamasi

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...