2
tanrılar kurban istiyor
kurban, çok eskiden beri pek çok toplumda değişik biçimlerde uygulanmış ve hepsi de tanrı adına öldürme durumu ile son bulmuştur.
tanrı ile bütünleşmek ve onun kutsal yaşamına katılabilmek için, insan veya hayvan kurban edilmesine hemen hemen bütün dinlerin tarihinde rastlanmaktadır.

'eski toplumlarda savaşlarda esir edilen tutsakların kılıçtan geçirilmesi, tanrıya olan borcun ödenmesi olarak nitelendirilirdi. ayrıca tanrıya karşı insan kurban etmenin, toprağın verimliliğinin artacağı inancı da benimsenmişti.

ilkel toplumlarda kurbanlarının etlerini yiyerek, kanlarını içerek tanrı ile bütünleşme yolları aranmıştır. afrika'nın ilkel kabilelerinde insan kurban ederek tanrıya ulaşıldığı, kendilerinin de tanrı tarafından yüceltildikleri inancı yaygındı.

ilkel topluluğun önde gelen kişileri öldüğü zaman kölelerini canlı olarak gömerler veya öldürerek efendilerinin mezarları altına koyarlardı. bunu yaparken de gösterişli insan kurban etme törenleri düzenler ve çoğunlukla da kurbanlar suçlular ve köleler arasından seçilirdi.

güney amerika'da aztekler, nahualar güneşin insanları beslediği düşüncesinden yola çıkarak her mevsim mısır ayinleri yapar ve bu arada binlerce insanı da kurban ederlerdi.
inkalar ise, bu tür toplu kurbanları krallarının tahta çıkış törenlerinde uygularlardı.

mısır ve mezopotamya'da yapılan arkeolojik kazılarda kurban ile ilgili çok sayıda veriler ortaya çıkmıştır. bu toplumlarda kurban olayının çok yaygın olduğu, uygarlığın beşiği sayılan yerlerde ortaya çıkışı da dikkat çekicidir.

özellikle mısır'da kral sülalesinden biri öldüğünde, öbür dünya inancı da yaygın olduğundan eşi ve köleleri ile birlikte gömülür, ikinci yaşamlarında yalnız kalmamaları sağlanırdı.

asur ve kenan dinlerinde ve bazen de israiloğulları'nda çocukların yakıldığı da görülmüştür. hindistan'da vedalar döneminde insan kurban etme geleneği sürdürülmüştür. tanrıça kali'nin müritleri her cuma akşamı bir erkek çocuğunu kurban ederlerdi.

japonya'da insan kurban etme geleneği orta çağın başlarına kadar, çin'de ölen kralın yakınları ile gömülmesi de xvıı.yüzyıla kadar sürmüştür.

eski yunan ve roma'da insan ve hayvanların, kurban etmek için öldürüldüğü bilinmektedir. özellikle dionysos'un bakkha dinsel törenlerinde, bakhalar çıplak vücutlarını benekli ceylan postuyla örter, ellerinde asma yaprakları sarılı sopaları ile tanrıya ulaşabilmek için ormanlarda koşar, karşılarına çıkan hayvanları parçalayarak çiğ çiğ yerlerdi. öte yandan, kurban sunan romalı ise tanrısına bu sunu seni çoğaltsın biçiminde seslenirdi. burada kurban sunanın temeldeki özlemi, kutsal gücün çoğalmasından yararlanmaktan başka bir şey değildir.

islâmiyet'te kurban, hicret'in 2.yılında 623'te başlamıştır. zilhicce ayının 10. günü sabahı başlayarak, 3.günü akşamı güneş batıncaya kadar sürmektedir. islâmiyet'te kurbanın dinsel bir öyküsü de bulunmaktadır. hz.ibrahim doğacak oğlunu tanrıya adamıştı:

- ey yüce tanrım... yıllardır bir erkek evladın hasretini çektim. neden esirgiyorsun benden. bir oğul bağışla, adağım olsun. büyüyünce onu kendi elimle sana kurban edeceğim...

çok geçmeden hz.ibrahim'in güzeller güzeli oğlu ismail dünyaya gelmiştir. ismail büyümüş, serpilmiş ve 10 yaşına geldiğinde, bir gece hz.ibrahim'in rüyasına giren melek:

- ya ibrahim, hani adağın, işte büyüdü ismail. hadi ne duruyorsun demiştir. hz.ibrahim rüyasını eşine ve oğluna anlatmış, onlarla vedalaştıktan sonra adağını yerine getirmek üzere ismail ile birlikte dağa çıkmışlar. hz.ibrahim oğlunu kurban edeceği sırada etraf bir sesle yankılanmış:

- ya ibrahim ben cebrail'im. yüce tanrım seni açık, kesin ve en sert biçimde sınadı. adağına vefa gösterdin. işte sana yüce tanrının katından gönderilen asıl kurban.

bu sırada bir nûr içerisinde, kara boynuzlu, kıvır kıvır tüylü koca bir koç yere inmiştir. bu arada bir çelişki de kendiliğinden ortaya çıkmıştır: insan ile hayvan eş değer mi? eğer eşdeğerde ise insana verilen değer neden hayvanlara verilmiyor? her ikisi de tanrının yarattığı varlıklar değil midir?

islâm dininde bu inanışla başlayan ve bayrama dönüşen kurban olayında, yoksullara yardın öncelik kazanmıştır. bu arada tanrı buyruğuna uymak, ona yakınlaşmak amacı da güdülmüştür. ardından vacip olarak bir takım zorunluluklar da getirilmiştir. koyun, keçi, sığır, manda ve deve dışındaki hayvanların kurban edilmemesi öngörülmüştür. koyun ve keçi yalnızca bir kişi adına, diğerleri de yedi kişi ortak olarak kurbanı sunabilirler. sakat ve kusurlu hayvanların kurban edilmesi uygun değildir.

çocuklarını tanrıya kurban eden diğer toplumlar:

kartacalılar, site devletlerinin koruyucusu tanrı moloch'a kendi öz çocuklarını yakarak kurban ederlerken, fenikeliler, salgın hastalıklar, kuraklık, savaş kaybetme gibi büyük felaketlerin yaşandığı günlerde ''en sevdikleri çocuklarından birini'' tanrıları baal'e kurban verirlerdi.

new south wales'da bazı kabilelerde, her kadının ilk doğan çocuğu, bir dinsel törenin parçası olarak kabile tarafından yenirdi.

eski ısparta'da da çocuklar doğduklarında topluluğun yaşlılarına gotürülür, yaşayıp yaşamayacaklarına onlar karar verirdi. sağlıklı olanlar ana babalarına verilirken, sakat ve hastalıklı olanlar öldürülürdü. istenmeyen çocukların öldürülüp derelere atıldığı ortaçağ'da her adımda bir çocuk ölüsüyle karşılaşmak olağandı.'

alıntıdır
tr.instela.com/yesilbattaniye

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



  • bilgi güzeldir

    Grafik veya başka bir şekilde dikkat çekici bilgilerin paylaşıldığı bölüm.

    29 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    kek

  • bilgi güzeldir bölüm kuralları

    - +18 görsel paylaşılmamalı. yetişkinlere yönelik veri paylaşılabilir sadece görsel uygunsuz olmamalı.

    - laf olsun diye paylaşım yerine gerçekten faydalı paylaşım yapmaya özen gösterilmeli.

    - türkçe imla kurallarına dikkat edilmeli.

    - kurallara uymayan içerikler bölüm yöneticisi (kek) tarafından silinecektir.

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...