5
budapeşte & prag
arkadaşlar merhaba

bu gezi için tahmini bütçemiz 500£

1987 yılında unesco tarafından dünya mirası listesine eklenmiş budapeşte.macaristan avrupa birliğinde olmasına rağmen euro kullanmayan ülkelerden birisidir.ülke içerisinde kullanacağınız para birimi macar forinti ( huf ) olacaktır. benden bir tüyo tren garlarında ve havaalanlarında paranızı düşük olarak bozdurmayın şehir merkezinde kurallara uygun olarak bozdurun paranızı.havaalanında bulunan turist info dan gerekli bilgileri şehir merkezine nasıl gideceğinizi falan öğrenebilirsiniz.ilk günümde tuna nehri kıyısındaki chain bridge gezmeyi görmeyi ihmal etmeyiniz ülkenin 1904 yılında yapılmış ve hala en yüksek olan binasıdır.

bu moladan sonra, chain bridge'den karşıya geçmek için köprüye doğru kıyıdan yürüyorum. saat 7 civarı ve insanlar nehir kıyısına toplanmaya başlamış bile. nehir kıyısında pek fazla tesis yok ama macarlar; banklarda, kaldırımlarda oturarak karşısındaki müthiş manzaranın keyfini çıkartarak sosyalleşiyor veya akşam sporlarını yapıyorlar koşarak, bisiklete binerek. ayrıca belirtmeliyim ki budapeşte'deki bisiklet kullanımı dikkatimi çeken bir detay. şehirde bisikletle gezen çok insan var ve ben de çok özeniyorum bu duruma! biraz yürüdükten sonra karşıma nehir kıyısına dağılmış, demirden yapılmış ayakkabılar çıkıyor. bu ayakkabılar aslında bir anıt. "shoes on danube bank" anıtı; ıı.dünya savaşı sırasında macar nazi partisi "arrow cross" tarafından öldürülen yahudiler anısına, yönetmen can togay tarafından tasarlanmış ve heykeltraş gyula pauer tarafından yapılmış. bedenleri taşıma görevini tuna nehri'ne biçen askerler, kurşuna dizecekleri yahudileri nehir kıyısına getirirlermiş ve öldürmeden önce ayakkabılarını çıkarttırırlarmış. çünkü savaş döneminde herşey çok kıymetliymiş, özellikle de ayakkabılar... böylece öldürülen yahudilerden geriye sadece ayakkabıları kalırmış. bu yaşanmışlığı öğrendikten sonra bu anıt gerçekten çok çarpıcı geliyor insana. ve bence bu anıtı bir sanat eserine dönüştüren de bu; çok yalın, net bir şekilde size hissettirmek istediği hissi yaratması ve bir ayakkabıyla bile sizi düşüncelere daldırabilmesi. bu ayakkabı heykellerinin yanında, üzerine birşeyler yazılmış taşlar bulunuyor. yahudiler, mezarlarına bizim yaptığımız gibi çiçek bırakmak yerine taş bırakırlarmış. çiçek; solana kadar, geçici bir süre varlığını sürdürürken taş her daim orada bulunacak mantığıyla. bunu yahudi mezarlıklarında ve anıtlarında sıkça göreceksiniz hem budapeşte'de hem de prag'ta.

ikinci günü kale bölgesine ayırıyorum. yürüyerek buda tepesinin sol ucundan başlıyorum tura. ama buda'ya geçmeden önce yolumun üstündeki central market hall'a uğruyorum. burası büyük bir sebze hali. çeşit çeşit yiyecekler, meyveler, sebzeler, et çeşitlerinin yanında üst katta dantel işleri ve hediyelik eşyalar da bulabileceğiniz bir yer. genellikle böyle halleri gezmeyi seviyorum. bana yerel, kurgudan uzak geliyor ama burası biraz turistik açıkça söylemem gerekirse. fakat yine de görülmeye değer. tuna nehri boyunca dizilmiş köprülerden bir başkasını kullanarak karşı kıyıya, buda'ya geçiyorum. karşımdaki gellert tepesindeki özgürlük anıtı gözüme çarpıyor ilk ve rotamı belirliyor; önce özgürlük anıtına doğru tepeye çıkmak ve doğuya doğru ilerleyerek royal palace, matthias church ve fishermen's bastion'a varmak. tepeye çıkış yolunda önüme önce içerisinde şapel bulunan bir mağara çıkıyor. burada fazla oyalanmadan yoluma devam ediyorum. güzel bir park içinden yukarı doğru çıkış biraz zorlu oluyor ama yer yer konumlanmış seyir terasları hem biraz soluklanmak hem de bir düzlüğe yayılmış olan pest'i izlemek için güzel noktalar. kale bölgesi turist trafiğinin bol olduğu bir bölge ve başlıca görülecek yerler; royal palace, fishermen's bastion, matthias church ve şarap tadımı isterseniz bu listeye ekleyebileceğim faust şarap mahseni. ayrıca buda hill labyrinth diye geçen ve bence biraz turist tuzağından ibaret bir yer bulunmakta. tarih boyunca farklı amaçlar için kullanılmış bu yeraltı tünelleri, biraz karışık olan planı sebebiyle labirent olarak adlandırılmış. bunun dışında matthias kilisesinin hemen yanındaki hilton otel'in arkasında bulunan küçük bir demir kapıdan otelin etrafını çevirdiği, 13.yüzyıldan kalma manastır kalıntılarına ulaşabilirsiniz. ayrıca burada yaz aylarında tiyatro da yapılıyormuş, bir göz atmanızda fayda var.


ülkenin kullandığı para birimi : macar forinti

(pi: @impossble)

  • 0
    ademak 5 ay önce
    çok güzel ya eline koluna sağlık.

    saçma sapan şeylere para vereceğime para biriktirip bu tip geziler yapmaya karar verdim resmen şuan :) ps alacaktım çıkınca vazgeçicem galiba


  • karışık

    Karışık

    23 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    gaddarus

    oxygen
    tombalaci
    kaygusuzyazar
    ilteris
  • bölüm kuralları

    - bölümü takip etmeyi unutmayınız..

    aklınıza bölüm ismi gelmediyse bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    ekleyeceğiniz bölümü bulamadıysanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    bölüm seçmek istemeden koymak istiyorsanız bu bölüme ekleyebilirsiniz..

    başlık fark etmez istediğiniz başlıkta açabilirsiniz..

    - reklam yapmak yasaktır..

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...