7
deniz kızları
büyük ırmak ve denizlerin derinliklerinde yaşayan insanların olduğunu anlatan kaynaklar var. bu kaynaklardan bir tanesi muhyiddin a’rabi (ks) hazretlerinin “el-fütuhatü’l mekkiyye” adlı eseridir. hz. şeyh anılan eserinde “melamiler” hakkında bilgi verirken su altı insanlarından da söz eder.

“allah onlardan razı olsun, “su altı insanları” denilen bazı kimseler vardır. onlar denizlerin ve ırmakların diplerinde allah’a ibadet ederler. insanların çoğu onları bilmez ve tanımazlar.” (fütuhat: 196, nefahat: 971)

elimizdeki ikinci kaynak imam şa’rani’nin “tabakatü’l kübra” adlı kitabıdır. imam şa’rani anılan eserinde mevlana şemseddin muhammed hanefi (ks) hazretlerinin şu kerametlerini de anlatır.

“hanefi hazretleri deniz dibi sakinlerini de ziyaret ederdi. denize dalar, orada uzun süre kalırdı. çıktığı zaman elbisesinde ıslaklık dahi bulunmazdı. o deniz dibinde kiminle konuşur, sohbet ederdi bilinmez.

hanefi hazretlerinin evi kahire yakınlarında nil ırmağı yanında bir ada olan ravda’da idi. nil ırmağı dibi sakinleri onu ziyarete gelirlerdi. hanefi hazretlerinin yanında kim varsa onları görürdü.

hanefi hazretlerinin kız ümmü mehâsin gördüklerini şöyle anlattı:

-bir defasına nil ırmağı dibi sakinleri babamı ziyarete geldiler. üzerlerinde temiz elbiseler vardı. akşam namazını babamla birlikte kıldılar. üzerlerinde elbiseleri olduğu halde suya dalarak kayboldular. babama:

-bunların elbiseleri ıslanmaz mı, dedim. babam gülerek:
bunların evleri zaten deniz, dedi. (tabakat: c.3, s.1510, 1524, 1525)

“ariflerin menkıbeleri” adlı kitabın üçüncü cildinin 152. ve 153. sayfalarında şöyle bir hikâye anlatılır.

“hz. mevlânâ celâleddin rûmî (ks), ailesini, bazı akraba ve yakın dostlarını da alarak ılıcaya gittiler. ılıca, yeşillikleri ile meşhur olan ılgın’da bir yerdeydi. ebulhasan (şimdiki adı bulasan’dır) köprüsüne geldiklerinde hanımı mevlânâ’nın kulağına eğilerek şunları söyledi:

-efendim, bu suyun kenarına yalnız varmanın tehlikeli olduğu söyleniyor. çünkü bu suda bir canavar varmış, her yıl bir insan veya bir hayvanı kaparak suyun altına götürüp öldürdükten sonra dışarı atıyormuş. hanımından bu sözleri işiten mevlânâ hazretleri:

-bu haberi vermeniz iyi oldu. ben de o canavarı çoktan beri görmek istiyordum, dedi. sonra su kenarına varıp:

-ey bu yöreyi tehlikeye düşüren yaratık. nerede isen hemen gel! diye seslendi. az bir süre sonra sudan garip bir yaratık çıktı. yüzü insan yüzüne benziyor, fakat ayakları bir at ayağını andırıyordu. mevlânâ hazretlerine açık ve seçik bir şekilde selam verdi. sonra:

-sultanımız! biz sizin dervişleriniz olalı bir hayli zaman olmuştur. siz bir zaman bu suyun derinliklerini şereflendirerek bizi imana ve sema’a çağırmıştınız. işte biz o zamandan beri sizin dervişleriniziz. yalnız sizden büyük bir ricamız var. bizden bir hata meydana geldi. istemeyerek bir delikanlıyı öldürdük. şu anda suçumuzun bağışlanması için size yalvarırız, dedi. bunun üzerine mevlânâ hazretleri o canavarın suçunun bağışlanması için dua etti ve şefaatçi oldu. canavar da tekrar tövbe ederek bağlılığını gösterdi. bu arada mevlânâ hazretlerine son derece parlak ve iri bir inci hediye etti ki, görenlerin gözleri kamaşırdı. canavar, bağlılık ve sevgi belirtileri gösterdikten sonra suyun derinliklerine dalarak kayboldu.”

ariflerin tanıklık ettiği bu olayları reddedemeyiz. çünkü bunlar geçmişin masalları veya hayal fantezileri değil, yüce hakk’ın arif kullarına gösterdiği gerçek olaylardır.

-alıntıdır-
  • 0
    kaygusuzyazar 7 ay önce
    bu yaziyi okuyup gercekten inanabilecek insan var mi ?
    1
    gaddarus 7 ay önce
    neden olmasın?


  • komplo teorileri

    6 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    keyiftuccari

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...