5
sistemin doǧrusu bizim yanlışımızdır
hayatımda öǧrendiǧim en önemli şey, dūnyada en az etkili kavramın, gerçek kavramı olduǧudur. gerçek kavramını gölgeleyen birçok unsur var, bunlardan bazıları: gūç, iktidar, din, otorite, hegemonya, manipūlasyon vb… insanlar gerçeklere deǧil, inanmak istediklerine inanma eǧilimi taşıyorlar. bu nedenle herkesin kendi gerçeǧi var ve ona inanıyor.

dūnyaya en būyūk yıkımı, bir olguya inanmadıkları halde inanmış gibi yapanlar ile inandıkları halde inanmamış gibi yapanlar getirir.

hele içinde yaşadıǧımız çaǧda, gerçek ile sanal gerçek arasindaki sınırlar birbirine karışmıştır; baudrillard’ın sözūnū ettiǧi simulakr bir dūnyada yaşıyoruz. hayatlarımız ise birer simulasyondan ibaret. bilimsel, nesnel ya da diyalektik materyalist yaklaşım, gerçek kavramının rölatif bir biçimde ele alınmasını engelleyemiyor.

herkesin gūndemi ve gerçeǧi farklı. orijinal deǧil, kopyanın kopyası simulakr hayatlar yaşıyoruz. ayrıca bu bir yanılsamayı da beraberinde getiriyor: kendimizi “sanki olmuşuz” ve başkalarını deǧiştirme yeteneǧine sahipmiş gibi görmek… bunun için öǧrendigim en önemli şey, başkalarını deǧiştirmeye harcadıǧımız enerjiyi, kendi deǧişimimize ve içimizdeki devrime harcamak gerektiǧi. dūşūncelerimizi özgūrce ifade edersek, başkaları bundan etkilenip deǧişebilir de, ancak esas hedef başkalarını deǧiştirmekten, çok kendi deǧişimimizi ateşlemek olmalı.


“hasan cemal, cengiz çandar, oya baydar, ertuǧrul özkök vb… liberal gazetecilerin çok sık olarak seslendirdikleri bir cūmle vardır: “hūkūmet yanlış yaptıǧında yanlış deriz, doǧru yaptıǧında destekleriz.”

derler ki, “doǧruyu kim yaparsa yapsın, doǧru doǧrudur.” ben buna katılmıyorum. doǧru, nerede, kim tarafından, hangi koşul ve amaçlarla yapılmıştır, önemli olan bunu bilmek ve öyle analiz etmektir. o zaman doǧru eylemden, yani olmadan önce doǧru deǧildir; bazen olduktan sonra bile bir yanılsamadır.

ben hūkūmet yerine devlet, ya da geniş anlamıyla sistem diyorum. hangi hūkūmet işbaşında olursa olsun -görece farklılıları da olsa- belirleyici olan sistemdir.

sistem geniş kitleler için doǧru yapmaz, ama yapınca da desteklememek gerektiǧini dūşūnūyorum. çūnkū sistemin doǧrusu ile kitlelerin geniş toplumsal yıǧınların doǧrusu birbiriyle örtūşmez. öyle anlar gelir ki sistemin doǧrusu, sizin yanlışınız olur. ya da sizin yanlışınız sistemin doǧrusu olur.

sistem elindeki araçlarla kendi doǧrusunu, toplumun doǧrusu ve tartışılamaz tek doǧru olarak açıklar. en sonunda sistemin doǧruları, toplumun geniş kesimlerini vurur.

son kertede belirleyici olan, doǧru veya yanlış deǧil, gūçtūr. gūcū elinde tutan “doǧruyu” da elinde tutar.”

  • 1
    serhatcakmak 5 ay önce
    açıkçası kendi milli benliğimiz ile yaşamak her zaman daha iyidir, zaten kimsenin ayrım yaptığı yok, bu ayrımı türkler için yapıyorlar. milliyetçilik duygusu ile yaşamaya bakarsak çok şey kazanırız. şurada dediğine katılıyorum ; herkes dünyanın veya başkalarının değişmesini istiyor, ilk önce kendimizi değiştirirsek zaten sonuca ulaşmış oluruz.
  • 1
    huseyinargun 5 ay önce
    genel olarak katılıyorum ama şurası çok iyi : "öǧrendigim en önemli şey, başkalarını deǧiştirmeye harcadıǧımız enerjiyi, kendi deǧişimimize ve içimizdeki devrime harcamak gerektiǧi. dūşūncelerimizi özgūrce ifade edersek, başkaları bundan etkilenip deǧişebilir de, ancak esas hedef başkalarını deǧiştirmekten, çok kendi deǧişimimizi ateşlemek olmalı."


  • bildiğimi bil

    Bildiklerimiz anlatıyoruz düşündücelerimizi yazıyoruz. ufkumuzu açalım

    8 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    keyiftuccari

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...