4
satranç
stefan zweig'in insanı satranç oynamaya teşvik eden bir uzun öyküsüdür. kitabı kapattıktan sonra gidip bir satranç uygulaması indirilir, oynanmaya başlanır.
kitabın konusundan bahsetmek gerekirse, spoiler vere vere anlatacağım. o yüzden bundan sonrasını okumayın hocam, spoiler uyarısını veriyorum ben.
---------------------------spoiler-----------------------
hocam isimleri hatırlamıyorum birkaç karakter hariç. kusuruma bakmayın, isim hafızam iyi değildir.
ana karakterimiz bir dostu ile gemi yolculuğuna çıkmıştır, ve muhabbet ettikleri sırada kalabalık bir gazeteci grubu görürler. arkadaşı gemide ''dünya satranç şampiyonu'' mirko'nun olduğunu söyler. bu olay ilk başta karakterimizi ilgilendirmez, hani banane olum şampiyonsa şampiyon der. ama daha sonra mirko'nun hikayesini dinler arkadaşından ve mirko ile ilgilenmeye başlar.
mirko dediğimiz eleman, küçük bir kasabada doğmuş. bir balıkçının oğluymuş bu arkadaş ve insanlar onun salt gerizekalı olduğunu düşünüyormuş. nedeni ise, elemanın komut almadan hiç bir şey yapmamasıymış. neyse bu elemana mal muamelesi yapmışlar uzun süre, bir gün mirko ile ilgilenen ( bakan yani) papaz arkadaşı ile satranç oynarken papazın kısa bir işi çıkmış. oyunu yarım bırakıp gitmiş. papazın arkadaşı da taştaş geçmek için mirko'ya '' gel seninle devam edelim'' demiş. mirko bunu tokatlamış. daha sonra papaz gelmiş. onu da tokatlamış.
eh bakmışlar mirko banamısın demiyor, almışlar bunu civar kasabalardaki turnuvalara götürmüşler. bu önüne geleni tokatlamaya devam etmiş tabii. güzel de para kazanmaya başlamış. durum böyle olunca bütün gün yaptığı şey sadece satranç oynamak olmuş. durmaksızın, sadece satranç. eh bir insanın değer verdiği şeyler sadece satranç ve para olunca, üstüne bunlarda inanılmaz iyi olunca götünün kalkmaması işten bile değil.
neyse, hikayeyi duyan kahramanımız bu arkadaş ile tanışmak istemiş. sadece psikolojik bir analiz için. ama bu mirko denilen çakal sırf magazincilere mal olduğunu belli etmemek için tanıdığı 3-4 kişi haricinde kimseyle konuşmamaktadır. kahramanımız da bu arkadaşın ilgisini çekmek için satranç oynamak zorunda olduğunu anlamıştır.
gemide başka oynayan insanlar aramış ve bulmuştur da. bi inşaat mühendisi ( emin değilim tam) , aşırı hırslı bir adam. kahramanımız ile maç yapmış ve yenilmiştir. yenildikçe rövanş istemiş ve bu haraletli oyun etraftakilerin dikkatini çekmiştir. masanın etrafı gittikçe kalabalıklaşmış ve bu kalabalık sonunda mirko'nun dikkatini çekmiştir.
neyse mirko gelmiş, tek bir hamleye bakmış ve '' ne eziksiniz olm'' dermiş gibi göz devirip mekanı terk etmiştir. hırslı abimiz onun dünya şampiyonu olduğunu duyunca arkasından koşmuş ve 250 dolara bir maç ayarlamış.
sonraki gün maç sırasında bunlar başlamış oynamaya. ilk oyun tokatlanmışlar, rövanş istemişler. 2. oyunda ise tam yenilmek üzereyken arkadan yaşlı bir amca gelmiş ve '' dur, sakın o hamleyi yapma'' diyerek arkadaşlara taktik vermiştir. hatta oyunun berabere bitmesini sağlamıştır. eee berabere kalınca göt olan mirko yarın bir maç daha yapalım demiş ve gitmiştir.
sonraki gün oyun başlamadan önce kahramanımız amcanın yanına gitmiş ve nasıl bu kadar iyi olduğunu sormuş. amca başlamış anlatmaya
( güneş doğmaya başladı, kısa kesicem artık uyku bastırdı )
amcamız almanya'nın işgalinde olan avusturya(sanırım) krallığının soylu olmasa da önemli bir mensubudur. ss subayları bunu alıp sorgulamak için bir binaya hapsederler. normal şartlar altında toplama kamplarına gitmesi gerekirken sahip olduğu bilgiler yüzünden bir otele götürülmüştür. otel odasında zaman geçirmek için hiç bir şey yokmuş. sadece yatak, masa pencere. her gün 1 saat sorgulanıyor ve geri kalan zamanında o odada geçiriyor. tabi her gün aynı oda, aynı pencere, aynı manzara(duvar manzarası) derken elemanımız kafayı sıyırmaya başlamış. ve bir gün sorgu odasına götürülürken bir kitap çalmış. hevesle açmış kitabı ve maalesef ki okunacak birşey değilmiş. bir satranç arşiviymiş. 150 turnuva maçının arşivi.
eh boşa gitmesin diye okumaya ve zihninde oynamay başlamış. sabah akşam bunu yapmış ve sonunda 150 oyunun hepsini , her olasılığı ezberlemiş. bundan sıkılmaya başlayınca, kendisine karşı oynamaya çalışmış ve kişiliğini 2'ye bölmüş. siyah ben ve beyaz ben olarak. siyah olan tarafı beyaz hamle yapmak için düşünürken sabırsızlanıyor, beyaz da siyah hamle yaparken. böyle devam ederken, yavaş yavaş kayışlar kopmuş ve sinir krizi geçirmiş. hastaneye kaldırılmış. doktorun da yardımı ile oradan kaçmış ve birdaha satranç oynamamaya karar vermiş.
neyse bu dayı mirko ile olan maçında da sinir krizi geçirmek üzereydi, ama son anda bu kadar yeter diyip çekilir.
---------------------------spoiler---------------------------------
benim anlatımıma bakmayın, okuyun kitabı siz. ben biraz anasını ağlattım hocam, kusurabakmayın.
bu arada, puanım 8/10
  • 0
    bircocukabisi 4 ay önce
    feci oynarım.. kapışmak isdiyen pm gelsin..


  • edebiyat

    kitaplar, şiirler, oyunlar ve niceleri. doldurun efenim

    3 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    mahmoud

  • 1-) spoiler olabilecek şeyleri ''-spoiler-''alt başlığı attıktan sonra yazınız ki kimsenin keyfi kaçmasın sayın dostlar.

    sanırım şu anlık tek kural bu .

popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...