4
devlet
bir toplumun "devlet" haline gelebilmesi, onun varligina vücud veren halk ve idarecilerin bağımsızlık kavramını tanımaları ile mümkündür. bu tanıma, sadece fikir ve düşüncede kalmayıp fiilen tatbik edilmelidir. bu da belli sınırlari koruyacak olan "askeri güç" denilen bir sınıfın mevcudiyeti ile gerçekleşir. disiplinli ve sistemli hareket eden bir askeri gücün ifade ettiği mana çok iyi bilindiğinden, tarihte üne kavuşmuş bütün büyük devletler, bu konu ve teşkilat üzerinde hassasiyetle durarak onu muhafazaya çalışmışlardır.

disiplinli ve devamlı bir ordunun teşkili fikrinden hareketle sarf edilen çabalar, milletlerin kendi bünyeleri, bulunduklari cografi ortam ve zamanlarina göre degisik olagelmistir. bu sebepledir ki, hayatlarini zirai ürünlerle kazanan milletler gibi topraga siki sikiya bagli olmayan göçebe türklerin hayatlarinda hayvanlarinin büyük rolü vardi. bu, onlarin daha disiplinli hareket etmesini sagliyordu. keza bu, onlarin harp disiplin, oyun ve usullerine alismalarina da yardimci oluyordu. nitekim sonbaharda yapilan büyük sürek avlarinin sebepleri, bu önemli gerçek içinde yatiyordu. uygurlarin birçok aile ve boylarinin bir araya gelerek yaptiklari bu sürek avlari, göktürkler'de oldugu gibi bir çesit savas egitimi idi. ekonomi, devlet ve ordu idaresi, askeri bilgi ve eglence bu bahanelerle tatbikat sahasina konuyor, yasaniyor ve deneniyordu.

orta asya'li atlı kavimlerin hayatlarinin en önde gelen özelligi, hareket halinde olma idi. fertlerin bu hareketli hayati, topluma da bir dinamizm veriyordu. bu hareket ve canliligin sonucu olsa gerek ki, islam öncesi türklerinde hakim bulunan anlayisa göre "kendileri bir kurt, düşmanlari da bir koyun sürüsü idi." türklerdeki bu dinamizm, müslaman olduktan sonra daha bir kuvvetle devam etmis görünmektedir. zira onlar, tarihi kültürlerinin bir mirasi olarak devam ettiregeldikleri bu anlayisi, islam'in "cihad" ve "sehidlik" motifleri ile birlestirmislerdi.

düsmanlarina karsi yaniltma, ani hücum ve sizma gibi taktikleri ile taninan türklerin, müslüman arap ordulari içinde yer almalarindan sonradir ki, islam ordulari genis bir cografi mekanda yayilma imkanini buldular. miislüman türk askerlerinin islam ordusundaki durumundan bahs eden bir arastirici sunlari söylemektedir:

"bazen uygulanan usul de yürüyüs halinde olan düşman hatlarini tuzaga düsürmek veya hemen girisilen muharebe ile anlari, önceden hazirlanmis tuzak bölgelerine çekmek idi. bu taktikteki büyük avantaj, saf nizaminda hücuma alismis arap süvarileri için pek söz konusu degilse de, ani hücum, yaniltici çekilme, kanatlara sizma, her taraftan ok yagdirma ve hücumu sür'atle tekrarlamada mahir türkler içindi."

tarih sahnesinde görünen birçok millet, askeri güç olarak ifade ettigimiz devamli ve disiplinli orduyu ayakta tutup kendisinden istifade edebilmek için çesitli çarelere bas vurmustur. bu meyanda, harplerin sebep oldugu nüfus azalmasini bir dereceye kadar ortadan kaldirmak için galiplerin, maglup olan toplumlarin çocuklarindan yararlandigi da görülmektedir. osmanlıların da bas vurdugu bu sistem, onlarin basarili sonuçlar almalarina sebep olmustur.

özellikle kurulus ve daha sonraki dönemlerde kullanilan sistemler ile ordunun sahip oldugu disiplin, osmanlı ordusunu basarili bir hale getiriyordu. batida bulunan hiristiyan devletlerce de farkina varilan bu duruma isaret eden bir seyyahin su sözlerine dikkat çeken gibbons, o seyyahin ifadesini söyle nakleder:

"osmanlılar, daha önceden hiristiyan ordularinin ne vakit geleceklerini ve kendileri ile çatisma için müsait yerin neresi oldugunu bilirler. çünkü bunlar, daima seferber bir halde idiler. çavuslari ve casuslari, kuvvetleri nasil ve nereye sevk etmek lazim geldigini biliyorlardi. bunlar, birdenbire harekete geçebilirlerdi. yüz hiristiyan askeri, on bin osmanlıdan daha fazla gürültü yapiyordu. trampet bir defa vurdu mu, derhal yürüyüse baslarlar, adimlarini kat'iyyen yavaslatmaz ve yeni bir komut verilinceye kadar kat'iyyen durmazlardi. hafif techizatli olduklari için hiristiyan mühasimlarinin üç günde kat edemedikleri mesafeyi bir gece içinde kat ederlerdi."

pek çok müessesede oldugu gibi, kendinden önceki müslüman ve müslümantürk devletlerinin teskilatlarindan yararlanmis bulunan osmanlılar, bu uygulamayi askeri sahada da gösteriyorlardi. gerçekten, osmanlı askeri teşkilatının, büyük selçuklu, anadolu selçuklu, ılhanli ve memluk askeri teskilatlan ile benzerlik arz etmesi, bu ifadelerin dogrulugunu ortaya koymaktadir. bununla beraber biz, daha açik bir fikir vermesi bakimindan b. selçuklu askeri teskilatindan kisaca ve ana hatlari ile bahs etmek istiyoruz.

özellikle alp arslan ve oglu melikşah dönemlerinde devrinin en büyük askeri gücü haline gelen selçuklu ordusu, günümüzün milli savunma bakanligi durumundaki "divan-i arizu'l-ceys" denilen bir teskilat tarafindan idare ediliyordu. büyük selçuklu ordusu, çesitli kavimlerden alinarak hususi saray terbiyesi ile yetistirilmis, tören, usul ve protokolü bilen ve dogrudan dogruya sultana bagli bulunan "gulaman-i saray", en seçkin komutanlarin egitimi altinda her an emre hazir bekleyen "hassa ordu" su ile melik, vali, vezir gibi ileri gelen devlet büyüklerinin askerleri ve tabi hükümetlerin askerlerinden kurulu idi. ısimleri "divan defteri"nde yazili bulunan "gulaman-i saray" efradi, yilda dört maas (bistgani) alirdi. devletin esas askeri gücünü teskil eden, harplere katilan ve düşmana agir darbeler indiren "hassa ordu"su askeri de maasliydi. ayrica vezir nizamülmülk (öl. 485/1092) vasitasiyle daha küçük parçalara bölünen askeri iktalarda, geçimini arazi gelirlerinden temin eden ve her zaman harbe hazir kalabalik bir süvari kuvveti (sipahiyan) de vardi. bu sayede selçuklu devleti, büyük bir askeri kuvvet bulundurma imkanina sahip olmustu. buna karsilik gazneliler ile büveyhiler döneminde askere ikta degil maas veriliyordu. sikisik durum ve zamanlarda, devletin bu maaslari ödeyemedigi oluyordu. böyle durumlarda komutanlar, vilayetlerin vergilerini kendi nam ve hesaplarina topluyorlardi. halkla aralarinda bir menfaat birligi olmadigindan askerin faaliyetleri, zaman zaman vilayetlerin harab olmasina kadar variyordu. halbuki askeri iktalar sayesinde büyük selçuklu devleti 400 bin, türkiye selçuklulari da 100 bin kisilik bir orduya sahip bulunuyorlardi

bu içeriğe henüz yorum yapılmamıştır.



  • osmanlıyız biz

    Osmanlıyız Biz Anlı da Şanlıda Osmanlıyız Biz...

    7 takipçi

  • abone ol

  • moderatörler

    666siyonist666

  • bizans torunlarının girmesi yasaktır.
    dini ve milli değerlere küfretmek yasaktır.


popi yükleniyor...

popi yükleniyor...

pupu yükleniyor...

pupu yükleniyor...

tepe yükleniyor...

tepe yükleniyor...